Virginia Woolf'un ceplerini taşla doldurarak Ouse nehrine bıraktığı bedenidir.
Sylvia Plath'in fırına sokup boğduğu dünyaya 'ağır' gelen kafasıdır.
Lev Tolstoy'un çok sevdiği tren garında donarak ölürken, 3 gün sonra bulunan yırtık ayakkabısıdır...
Ömrün ortasına '35 yaş' şiiri yazıp 46'sında ölen Cahit Sıtkı Tarancı'nın kederi,
İstanbul'u gözleri kapalı dinlerken, belediye çukurunu görmeyip düşerek ölen Orhan Veli Kanık'ın kaderidir...
Edebiyat, keyif almak için,
Yoksulluktan ve Yoksunluktan bihaber yapılamaz.
🍁
Aslında biz bir papatyanın iki farklı yaprağı gibiydik.
Sen hep sevmiyor yaprağıydın bense hep seviyor yaprağıydım.
Nasıl oluyorsa artık kazanan hep sen oluyordun....
M. K 🌼🌼🌼