Arife kılıç

Arife kılıç
Toprak üstünde duruyorum,yıldızlar tapsınlar bana diye.

Arife kılıç

, bir kitap okudu
9/10
·432 syf.··
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 15:19
·
2026 14. kitabı
Tessa Bailey
7.9/10 · 1.520 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
2/10
·408 syf.··
2026 13. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 21:19
Çok rahatsız edici bir kitap. O lanet olası delikten ve o psikopat herifin elinden kurtulduktan sonra bile rahatsızlık hissini atamadım. Kurtulmaları 130 sayfa sürdü ama ben her sayfa sonunda, her bölüm başlangıcında sadece şunu düşündüm: Bunların sonu ne olacak? Sonunun klasik bir şekilde sonlanacağını biliyordum, ne kadar istemesem de. Cora ve Dean’in yaşadıkları çok korkunçtu. Özellikle böyle şeylerin benzerlerinin gerçekte yaşandığını bilmek daha da korkunç. Gününüzü normal ve mutlu geçirirken, o günün bu şekilde mahvolması ve hayatınıza kocaman bir travma girmesi… gerçekten ürkütücü. Aklımda sadece tek bir şey vardı: Dean, Cora’nın eniştesi. Kendisinden 10 ay büyük olan ablası Mandy’nin nişanlısı. Kitabın sonunda Cora ve Dean’in birlikte olacağını bildiğimden, o “klasik” şeyin kokusunu aldığım için benim için okumak çok zor oldu. Dile kolay, 15 yıl. Bakın, 15 yıl diyorum. Mandy ve Dean birlikte. Koskoca 15 yıl sevgililer. Anlıyor musunuz? Baya riskli sular. Ne yaşanırsa yaşansın, kenarda duran bir 15 yıl var. Hani bir iki yıl olsa… hadi diyelim beş yıl olsa… tamam diyeceğim. Tamam olmasa bile “neyse” diyeceğim. Ama koskoca 15 yıl… göz kırpıyor. Dean ve Cora gerçekten çok kötü şartlar altındaydı. Özellikle Cora’nın durumu çok daha kötüydü. Ve o esnada aralarında bir kıvılcım oluşabilir; sonuçta birlikte o korkunç şartların içindeydiler. Bu birlik, şartlar ne kadar berbat olursa olsun, onlara en azından bir dayanma gücü verdi. İkinci beni rahatsız eden şey. Ben Mandy’nin bir kalıp içine sokulduğunu düşünüyorum. Belki abartıyorumdur ama Cora ve Dean’ın ilişkisini, çekimini normalleştirmek için Mandy karakterinin bayağı vurdumduymaz yapıldığını, bu duruma itildiğini düşünüyorum. Hayatı boyunca benmerkezcidir, vurdumduymazdır belki; ama 15 yıllık sevgilisi,
1000Kitap
Kalp Attığı SüreceJennifer Hartmann · Pukka Yayınları · 2024353 okunma
Tarih Mozart adını hep hatırlayacak.
9/10
·328 syf.··
2026 12. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 10:24
İçimi öyle bir daralttı ki, bir an çığlık atmak istedim. Sayfaların başında kendimi yiyip bitirirken, o babanın ciğerlerini sökme isteğiyle yanıp tutuşurken düşündüm… Zamanında haksızlığa uğrayan, yok olup giden, yalnızca soyun devamını sağlayan bir araç gibi görülen o kadınlar kim bilir nasıl bir çaresizliğin içinde savrulup gittiler. 21. yüzyıldayız. Ama bazı şeyler hâlâ karanlık köşelerde nefes almaya devam ediyor. Sırf kadın olduğu için ezilen, susturulan, değersizleştirilen… Üstelik büyüdüğü ortam yüzünden bunu “normal” sanıp sessizliğe bürünen nice kız çocuğu var. Zaman geçiyor, çağlar değişiyor, isimler farklılaşıyor… Ama hikâye aynı kalıyor. Ne kadar yıl geçerse geçsin, bu döngü bir şekilde kendine yeniden yer buluyor. Bir sürü söyleyecek şey var Mozart ailesi hakkında; babanın kızına karşı haksızlıkları, annenin suskunluğu ve herkesin kendi küçük dünyasında yarattığı sessizlik insanı hem boğuyor hem de büyülüyor. İşte tam bu karmaşanın ortasında Nannerly var; zaten başlı başına sıkışmış bir karakter, yetmezmiş gibi bir de, var mı yoksa hayal mi dedirten Hyacinth giriyor hayatına. Kimi zaman gerçek, kimi zaman hayal gibi olsa da, onun varlığı Nannerly için umut gibi, tutunabileceği tek “farklı” şey oluyor ve tam da bu yüzden hem rahatlatıyor hem de daha da sıkıştırıyor içini. Kitap dediğim gibi beni baya boğdu, içimi sıkıştırdı ama bir yandan da çok farklı bir tadı vardı ve sevdim. Belki bir daha okumaya elim varmaz, ama okuduğuma asla pişman değilim. Hatta biraz rahatsız etmesi, düşündürmesi sayesinde hikâyeyi daha uzun süre unutamayacağımı biliyorum.
1000Kitap
Sırt KrallığıMarie Lu · Epsilon Yayınevi · 2021411 okunma
8/10
·88 syf.··
2026 10. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 17:38
Kısa kitaplar bana hep bir şeyler eksik kalmış hissi verir; sanki hikâye tam derinleşecekken perde kapanmış gibi. Oysa ben, sayfalar ilerledikçe içine çekildiğim, karakterlerle birlikte nefes alıp verdiğim, heyecanı yavaş yavaş yükselen kitapları seviyorum. Bu yüzden İsimsiz Ceset’e başlarken beklentim çok yüksek değildi. Açıkçası sadece sayfa sayısı kısa diye, araya sıkıştırmalık bir “çerez” niyetiyle elime almıştım. Ama kitap, o mütevazı görünümünün altında beklediğimden daha fazlasını saklıyormuş. Sayfaların arasına serpiştirilen çizimler çok güzeldi. Harry'e çok üzüldüm. Hiç kimse böyle bir acı yaşamasın Bir baba olarak elinden hiçbir şey gelmemesi, adaletin zamanında tecelli etmemesi… insanın içini kemiren bir boşluk bırakıyor. Bu yüzden Harry’nin içinin yıllar geçse bile soğumaması o kadar anlaşılır ki. Harry ağabeyimiz ne güzel dedi "Asla zamanında yerini bulmuyor." Onun hikâyesinde en acı olan şey, bir babanın en çaresiz hâline tanık olmak. Kızının yaşadığı o korkunç olayın ardından adaletin işlemesini bekliyor ama karşısına çıkan şey; eksik deliller, yetersiz süreçler ve sonunda elini kolunu sallayarak uzaklaşan gerçek suçlular oluyor. Üstelik bununla da bitmiyor… Toplumun suçu mağdura yükleyen o tanıdık tavrı, Kitty’nin yükünü daha da ağırlaştırıyor. Ve en sonunda, dayanamayacak noktaya gelmesi… işte insanın içini asıl orada parçalıyor. Asıl sarsıcı olan ise şu: Adaleti sağlamakla yükümlü olanlara güvenip karşılığında hayal kırıklığı yaşamak. Böyle bir durumda bir baba ne yapabilir ki? Elinde kalan tek şey, içini kemiren bir öfke ve kapanmayan bir yara. Harry’nin sonunda kendi adaletini sağlamaya yönelmesi bu yüzden şaşırtıcı gelmiyor.
1000Kitap
İsimsiz CesetTess Gerritsen · Doğan Kitap · 2019982 okunma