Masalar, iskemleler, bina iskeleleri, arabalar kiralanıyor, hepsi izleyicilerle doluyordu. İnsan kanı içen tüccarlar avaz çıktıkları kadar: — Yer isteyen var mı? diye bağırıyorlardı. İçimi öfkeyle dolduran bu kalabalığa: — Benim yerimi isteyen var mı? diye bağırmayı düşündüm.
Üstelik sürdüreceğim hayatın sona ermesinde üzüleceğim ne var ki? Kasvetli gün ışığı ve kürek cezasının kara ekmeği içinde bir parça et bulunan yağsız çorba, eğitim almış biri olarak zindanların, acımasız gardiyanların hakaretlerine maruz kalmak, konuşmaya ve cevap vermeye layık bir insanla karşılaşamamak, yaptığımı ve bana yapılacak olanları düşünerek hiç durmadan titremek: işte celladın elimden alabileceği tek servetim bunlar.