Moderniteyi bilimle din arasında bir mücadele olarak resmetmek neredeyse bir adet haline geldi. Teoride bilim de din de hakikatle ilgilenir ama ikisi de farklı hakikatlere değer verdiklerinden çatışmaya mahkumdurlar. Aslında ne bilim ne de din hakikati önemser; kolaylıkla kendilerinden ödün verebilir, beraber var olabilir, hatta işbirliği bile yapabilirler.
Din her şeyin ötesinde düzen ister. Sosyal bir yapı kurmayı ve bunu sürdürmeyi amaçlar. Bilimse her şeyden önce güç kazanmakla ilgilenir. Araştırmalarıyla hastalıkları iyileştirme, savaşlar kazanma ve besin yaratma gücü edinebilmeyi amaçlar. Tekil olarak biliminsanları ve rahipler hakikate çok kıymet veriyor olabilirler ama toplumsal kurum olarak bilim ve din, düzen ve gücü hakikate tercih eder. Tam da bu yüzden gayet iyi dost olabilir. Hakikat yolundaki tavizsiz arayış ruhani bir yolculuktur, dini ve bilimsel kurumların sınırlarında sürdürülemez.
Harari insanlığın tarihini bilimsel bir perspektifle ele alıp hikaye anlatır gibi anlatmış. Bir makale veya bilimsel bir yayın değil de hikaye okur gibi okunması gereken bir kitap. Ufuk açıcı.