Moderniteyi bilimle din arasında bir mücadele olarak resmetmek neredeyse bir adet haline geldi. Teoride bilim de din de hakikatle ilgilenir ama ikisi de farklı hakikatlere değer verdiklerinden çatışmaya mahkumdurlar. Aslında ne bilim ne de din hakikati önemser; kolaylıkla kendilerinden ödün verebilir, beraber var olabilir, hatta işbirliği bile yapabilirler.
Din her şeyin ötesinde düzen ister. Sosyal bir yapı kurmayı ve bunu sürdürmeyi amaçlar. Bilimse her şeyden önce güç kazanmakla ilgilenir. Araştırmalarıyla hastalıkları iyileştirme, savaşlar kazanma ve besin yaratma gücü edinebilmeyi amaçlar. Tekil olarak biliminsanları ve rahipler hakikate çok kıymet veriyor olabilirler ama toplumsal kurum olarak bilim ve din, düzen ve gücü hakikate tercih eder. Tam da bu yüzden gayet iyi dost olabilir. Hakikat yolundaki tavizsiz arayış ruhani bir yolculuktur, dini ve bilimsel kurumların sınırlarında sürdürülemez.
Canları istediğinde seks yapabilmelerine rağmen Cesur Yeni Dünya’daki bedenler tuhaf bir şekilde ruhsuzdur, ki bu da Huxley’nin değindiği noktalardan birinin altını çizer: Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur.
Her insan topluluğu aynı hızda gelişmemiştir. Bu konuda iki grup insan görülmektedir. Uygar olan ve olmayanlar. Uygar olmayanlar çok geniş ve değişken bir grubun üyeleridir. (…) Uygar olan grup ise pek mini minidir. Kökeni Anadolulu iki insan, Tales ve Anaksimandros olan bu grubun en belirgin özelliği itaatsizliktir. Her mevcudun bir daha iyisi, her söylenilenin daha doğrusu olması gerektiği inancı bu grubun davranışlarını yönlendirir. Uygar olmayanlarda toplum öndedir, uygar olanlarda ise birey. Toplumu öne alan toplumlar, toplumlara en büyük acıları çektirmiş olanlardır. Bireyi öne çıkaranlar ise günümüzün en müreffeh cemiyetleridir. Bunun nedeni basittir: Sorgulamayan, koyun gibi bireylerden oluşan toplum kendi menfaatini göremediği gibi kendini de savunamaz. Halbuki bireylerden oluşan toplum bilinçlidir, her birey kendisinin en iyi olmasını istediği için tüm toplum hızla yücelir.