(ıssız bir çölde suya hasretken.)
''Şöyle bir düşünce aktı zihnime: ''Su ol. Su ol. Sen su olabilirsen, suyu bulabilirsin.'' Bunun ne anlama geldiğini bilmiyordum. Hiçbir anlamı yoktu. Su ol! Bu olanaksızdı. Ama sonra yeniden toplumumun sol beyinli insanı olmaktan kurtulmayı denedim. Kendimi sezgilere açtım, gözlerimi yumdum ve tüm duyularımı kullanmayı deneyerek su olmaya başladım. Suyun kokusunu alabiliyor, tadını duyabiliyor, hissedebiliyor, sesini duyabiliyor, görebiliyordum. Soğuktum, maviydim, duruydum, çamurluydum, durgundum, çırpıntılıydım, buzdum, eriyordum, buharlaşıyordum, yağmur oluyordum, kar oluyordum, ıslaktım, canlandırıcıydım, sıçrıyordum, yayılıyordum, sınırsızdım, Aklıma gelen her tür formuyla suydum artık.''