Özge Ertaş

Özge Ertaş
@Ejma
İnsanın yapmacık erdemle geçmeye cesaret edemeyeceği durumlar vardır, insan orada bir ip cambazı gibi yürümeye çalışır ya da düşer - veya kaçar.
Reklam
Erdemi seçiyor ve erdeminle gurur duyuyorsun, ama vicdansız ve tereddütsüz olanlara kıskanarak mı bakıyorsun? Fakat erdemde 'avantajlardan' vazgeçmek vardır..
Tutkuların meşalesini, menfaatin güçlü yasalarını çıkarın karşısına, kısa zamanda darmadağın edersiniz bu duygunuzu. Vicdan azabı günahı ispatlamaz, yalnızca kolaylıkla boyunduruk altına sokulabilecek bir ruhu gösterir
Ah, bayım, yani yardımseverlik de, namuslu duygular da yok mu artık insanların kalbinde?" "Çok az, yavrucuğum, çok az, başkalarına karşılıksız yardım etmek gibi garip alışkanlıklar bırakılalı yıllar oldu; belki bir süre için gururu okşanır insanın ama bu zevkler son derece temelsiz ve son derece çabuk yok olduğundan daha gerçeklerini arzuladık. Sadaka vermekten gururlanılacağı yerde yapılan yardımın karşılığı olarak ön ödemelerin meyvelerini toplamak için, sözgelimi sizin gibi küçük bir kızla, çapkınlığın sağlayabileceği bütün zevkleri tatmak çok daha iyidir. Eli açık, bol bol sadaka veren, iyi kalpli bir adam olarak ün salmanın, bana verebileceğiniz hazların en küçük heyecanı kadar bile değeri olamaz. Bu konuda anlaşırsak yavrucuğum, benim yaşımda, benimle aynı zevkleri paylaşan pek çok insan gibi size tek bir şartla yardım ederim: Ne olursa olsun, sizden istemeyi arzuladığım her şeye uysallıkla boyun eğeceksiniz." "Bu ne duygusuzluk, bayım, bu ne duygusuzluk! Tanrı'nın sizi cezalandırmayacağını mı sanıyorsunuz yoksa?" "Şunu iyice öğren, küçük acemi, yeryüzünde bizi en az ilgilendiren şeydir Tanrı. Toprak üzerinde yaptıklarımızdan hoşlansa da, hoşlanmasa da bizi en az kaygılandıran şeydir o. İnsanların üzerindeki azıcık gücüne fazlasıyla inandığımızdan olacak, korkudan titremeksizin her gün meydan okuruz ona. İsteklerimizi en iyi biçimde belirleyen ihtiraslar, Tanrı'nın buyruklarına karşı geldiği sürece çekicidir ya da en azından bazı budalalar bunun böyle olduğuna inandırmaya çalışırlar bizi ama bu, te- melde, imgesel bir zincirin çeşitli yanıltılarla en güçlüyü esir etme isteğidir aslında."
Bugün bir kadın biçiminde şekillenen bu et yığını yarın binlerce çeşit böcek halini alacak olsa, her zaman yaratıcı olan doğa için bir şey değişir mi sanıyorsun? Bizim gibi bir varlığın yaratılmasının doğaya bir kurdun yaratılmasından daha pahalıya mal olduğunu, dolayısıyla daha fazla bir çıkar beklediğini mi söylemek cesaretini göstereceksin? Bağlılık ya da umursamazlık arasında bir fark yoksa, bir başkası sineğe ya da marula dönüşürken bir insanın katledilmesinden ona ne? Neslimizin yüceliği bana tanıtlandığı, doğa için fazlasıyla önemli olduğu ve dolayısıyla ortadan kaldırılmasının onu son derece öfkelendireceği açık açık gösterildiği an, bu yok edişin bir cinayet olduğuna inanabilirim; ama doğanın derinlemesine incelenmesi bu yeryuvarlakta yetişen her şeyin, yapıtlarının en az gelişmişinin bile, gözünde aynı değere sahip olduğunu tanıtladığı an, bu varlıklardan birinin bin ayrı biçime dönüşmesinin yasalarına bir hakaret sayılabileceğini kesinlikle düşünemem. Şöyle diyeceğim kendi kendime: Bütün insanlar, bütün bitkiler, bütün hayvanlar birleşerek, gelişerek, aynı yollarla birbirlerini yok ederek hiçbir zaman gerçek bir ölüme gitmez, yalnızca biçim değiştirirler, hepsi de büyüyerek, birbirlerini yok ederek, kaygusuzca döllenerek şimdi şu biçimde, bir saniye sonra başka bir biçimde görünürler, bunlar, varlığın istediği ya da yapabileceği davranışlarla günde binlerce kez biçim değiştirebilirler, doğanın tek bir yasası da bundan etkilenmez. Ama sataştığım varlık anamdır, beni karnında taşımış olan kişidir. Ne yani, bu saçma düşünce mi durduracak beni? Durdurduğunu varsayayım, ne geçecek elime? Annem olacak kadın, bir şehvet anında rahmine giren dölden gebe kalırken beni düşünmüş müydü? Kendi zevkleriyle ilgilendi diye bir de kalkıp minnettar mı olacağım ona? Zaten
Reklam