Roman yazan sanatçıların âdetidir hep,
Tanrı süsü verirler kendilerine, şu ya da bu insanın başından geçenleri sanki tüm
ayrıntılarıyla kuşbakışı görüp kavrayabilir ve bunu Tanrı kendi kendine anlatıyormuşçasına, yani tüm çıplaklığıyla, hiçbir noktası önemsiz sayılmayacak şekilde hikâye edebilirlermiş gibi davranırlar. Ben üstesinden gelemem bu işin, benim gibi sanatçılar da gelemez. Ne var ki, benim öyküm benim için her hangi bir sanatçının öyküsünün kendisi için taşıdığından daha çok önem taşıyor.