Yetişin çocuklar
Prof. Dr. Aziz Sancar, "Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum, bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum" Aziz Sancar’ın bu sözünden sonra zekayla ilgili bir çok araştırma yapmıştım. Zeka geliştirilebilir mi. Zeka genetik mi? Çok çalışmak mı , çok zeki olmak mı gibi.
Bu sebeple de kitapta en çok dikkatimi çeken paragraf şu oldu.
''Öte yandan eğer zeka ve yeteneklerin geliştiğine, değiştiğine inanıyorsanız başarmak için çaba ve emeğe önem veriyorsunuz demektir. Bu durumda kişilik özelliklerine, değiştirilemez faktörlere değil, performansa odaklanıyor, çocuğun harcadığı emeğe vurgu yapıyorsunuz. Hayatta başarı ve başarısızlığı doğal bir son durak olarak görmüyor; emekle, çalışmakla ortaya çıkan sürecin bir parçası olarak görüyorsunuz. Örneğin, bir başarı söz konusu olduğunda çocuğunuza "Sen zaten zekisin" demek yerine, "Çok çalıştın ve başardın" diyorsunuz''.
Biliyoruz ki beynimiz tıpkı vücudumuzun diğer parçaları gibi geliştirilebilir kaslardan oluşuyor. Farklı kitaplar okumak, zeka oyunları, yaşça bizden büyük olan kişilerle ve çocuklarla sohbet etmek en kolay geliştirme yöntemlerimizden bir kaçı.
Kitapta dikkatimi çeken diğer bir husus boşa geçen zaman kavramıydı.
Bir öğretmenim boş derste gürültü yaptığımız için sınıfa gelip ; askerle öğrenciyi boş bırakmayacaksın demişti.
Kitapta yaz aylarında boşa geçirilen zamanlardan bahsediyor ben öğretmenimin bu sözünden yola çıkarak zamanımı boşa harcamamak için elimden geleni yapıyorum. İnsan beyni mükemmel bir belleğe sahip ve vücudumuzdaki diğer kaslar gibi çalışıp öğrendikçe gelişiyor.
Hayatımızın merkezine koyduğumuz sosyal medyadan, evde salonlarımızın tam ortasında duran televizyonlardan kurtulabilsek eğer; sessizliğin, ailenin, kendinle baş başa kalmanın tadını