pusulaokur

pusulaokur
@ElaKaranfil
Araplaşmış Türkler vardı orada!!!
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
Falih Rıfkı Atay-Zeytindağı 1915-1918 yılları arasında Suriye-Filistin-Hicaz cephesinde geçiyor. Kitap adını bölgedeki Zeytindağı tepesinden alıyor. Cemal Paşa’nın anılarından oluşuyor. Cemal Paşa İttihat ve Terakkide etkin bir komutandır. Bir çok tarihçi bölgedeki Arap liderlerin Cemal Paşa tarafından idam ettirilmesi sonucunda halkın tahrik edildiğini ve kurtuluş savaşında Osmanlı’ya ihanet ettiklerini düşünüyor. Kitapta orada hâkimiyet herkesindi ; İngiliz-Alman-Fransız vardı bekçilik görevi ise Osmanlınındı diyor. Araplaşmış Türkler vardı. Arap milliyetçiliği vardı orada. Alıntı; Halep 'ten bu tarafa geçmeyen şey, yalnız Türk kağıdı değil, ne Türkçe ne Türk geçiyor. Floransa ne kadar bizden değilse, Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz. Kamame Kilisesi'nin Hristiyan milletler arasında bölünmüş olduğunu bilirsiniz. İçerisinin her parçası ve kilisenin her hizmeti bir başka cemaatindir. Bu cemaatler yalnız anahtarı pay edememişlerdir. Anahtar bir hocada durur. Bütün bu kıtalarda biz işte bu hocanın görevini yapıyoruz. Osmanlı saltanatı som bürokrat iken, bürokrasi bile tam Arap, yahut yarı-Araptır. Türkleşmiş hiçbir Arap görmemekten başka, Araplaşmamış Türk'e az rast geliyordum. Tük müsünüz sorusunun birçok defalar cevabı: - Estağfurullah! idi. Buraları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık. Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi. Peki vaziyet böyle iken; balkanları kaybetmişken, Enver paşa yok olmaya mahkum Osmanlıyı eski ihtişamlı günlerine kavuşturmaya çalışırken Mustafa Kemal ne yaptı? Memleketi Selanik’i kaybetmişti. Onun fikirlerini anlayacak, destekleyecek, inkılaplarına cesaret edecek kimse yoktu. Kurtuluş savaşı başarısız olmuş, vatanın her yanı işgal edilmiş. Okuma yazma oranı çok düşük.
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·188 syf.··
2024 4. kitabı
1599 ile 1601 yılları arasında yazılan temasında trajediyi işleyen oyundur. Hamlet hümanizmi en iyi temsil eden oyundur. Okuduğum tüm yazarların öncelikle psikolojilerini anlamaya çalışırım. Ve ulaştığım bir takım bilgiler onların nasıl bir ruh haliyle yazdıklarını anlamamı sağlar. Fakat bu sefer yazar hiç kişiselleştirmeden tamamıyla memleket meselesi için yazmış bu kitabı ;)) Oyun çok zekice kurgulanmış ve ülkede yaşanan toplumsal sorunları gün yüzüne çıkarmıştır. İnsanların zayıflığı, aşırı alkol tüketimi, ahlaki yozlaşma, enses ilişki gibi toplum düzenini bozan olayları müthiş bir şekilde kaleme almıştır. Güneş köpek leşini öptüğünde / Kurt ürediğine göre ifadesi ile Danirmarka’nın artık bir leş olduğu ve çürüyen bedeninde kurtların gezindiği kanaatine varmıştır. Hamlet karakteri “Aklım yerinde değilmiş gibi görünmeliyim” diyerek herkesi deli olduğuna inandırdıktan sonra gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya çalışmış ve zekasına sabrını da ortak ederek başarılı olmuştur. Hayatı pahasına bile olsa başarılı olmuştur diyemiyorum çünkü içinde bulunduğu ruh hali zaten çok hastalıklı ve azap doluydu. Gökyüzünün ve yeryüzünün renklerini bile göremiyordu. Ruh halinin delilik olarak nitelendirilecek kadar bozuk olmamasının yanında ciddi bir depresyon içinde olan bir karakterdi. Aşık olduğu kadının ona olan güvensizliği ve babasına itaati. Annesinin belki de ünvanını kaybetmemek için amcasıyla evlenmiş olması onun bir denge problemi yaşamasına neden olmuş gibi görünüyor. Annesine söylediği şu cümlelerde nasıl bir ıstırap içinde olduğunu gösteriyor. “Çünkü senin yaşında kanın kaynaması durulmuştur artık; Uslanmıştır kanın, mantığın sesine kulak vermiştir; Ama o akıl felç olmuş olmalı herhalde. Ah, ne ayıp! Hani, yüzün kızarmıyor? Ophelia ile ilgili bir yazıda kardeşine
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma
8/10
·224 syf.··
2024 3. kitabı
Yetişin çocuklar Prof. Dr. Aziz Sancar, "Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum, bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum" Aziz Sancar’ın bu sözünden sonra zekayla ilgili bir çok araştırma yapmıştım. Zeka geliştirilebilir mi. Zeka genetik mi? Çok çalışmak mı , çok zeki olmak mı gibi. Bu sebeple de kitapta en çok dikkatimi çeken paragraf şu oldu. ''Öte yandan eğer zeka ve yeteneklerin geliştiğine, değiştiğine inanıyorsanız başarmak için çaba ve emeğe önem veriyorsunuz demektir. Bu durumda kişilik özelliklerine, değiştirilemez faktörlere değil, performansa odaklanıyor, çocuğun harcadığı emeğe vurgu yapıyorsunuz. Hayatta başarı ve başarısızlığı doğal bir son durak olarak görmüyor; emekle, çalışmakla ortaya çıkan sürecin bir parçası olarak görüyorsunuz. Örneğin, bir başarı söz konusu olduğunda çocuğunuza "Sen zaten zekisin" demek yerine, "Çok çalıştın ve başardın" diyorsunuz''. Biliyoruz ki beynimiz tıpkı vücudumuzun diğer parçaları gibi geliştirilebilir kaslardan oluşuyor. Farklı kitaplar okumak, zeka oyunları, yaşça bizden büyük olan kişilerle ve çocuklarla sohbet etmek en kolay geliştirme yöntemlerimizden bir kaçı. Kitapta dikkatimi çeken diğer bir husus boşa geçen zaman kavramıydı. Bir öğretmenim boş derste gürültü yaptığımız için sınıfa gelip ; askerle öğrenciyi boş bırakmayacaksın demişti. Kitapta yaz aylarında boşa geçirilen zamanlardan bahsediyor ben öğretmenimin bu sözünden yola çıkarak zamanımı boşa harcamamak için elimden geleni yapıyorum. İnsan beyni mükemmel bir belleğe sahip ve vücudumuzdaki diğer kaslar gibi çalışıp öğrendikçe gelişiyor. Hayatımızın merkezine koyduğumuz sosyal medyadan, evde salonlarımızın tam ortasında duran televizyonlardan kurtulabilsek eğer; sessizliğin, ailenin, kendinle baş başa kalmanın tadını
Yetişin ÇocuklarSelçuk R. Şirin · Doğan Kitap · 20192,883 okunma
7/10
·184 syf.··
2024 1. kitabı
Hakan Mengüç- Herşey Vaktini Bekler 15-20 yaş arasında ki genç kitleyi hedef alan popüler yazarımızın bu kitabı genel olarak mistik olaylardan oluşuyor. Okuyucuya göre farklı sonuçlar çıkarılabilecek dili çok hafif , kolaylıkla ve hızla okunabilecek bir kitap. Küçük yaşlardaki gençlerimizi motive edebilecek , sosyal medyada da sık sık karşımıza çıkan küçük hikayeler var. Kitabın kapağında yazarın fotoğrafı yerine mesnevi ile ilgili bir materyal bulunabilirdi. Belli bir yaş ortalamasının üstündeki insanlar için kitap boğucu gelecektir. Anlam aramak için dikkatlice okuyup arasından birkaç bölümü cımbızla çekmeniz gerekebilir. Ben kitapta yalnızlık vurgusu yapılan kısmı çok beğendim ve benim için kıymetli olan yerde burasıydı. Bu bölümde yalnız kalmanın öneminden bahsediyor. İnsanın en çok yalnız kalmaya ihtiyacı var bence. Günün akışında kendimizi dinlemeden, nerede olduğumuzun , neyden keyif aldığımızın farkına varmadan yaşıyoruz. Toplum olarak yalnız yemek yemeyi, yalnız tiyatroya gitmeyi hatta yalnız uyumayı bile sevmiyoruz. Ne kadar yalnız kalmaktan uzaklaşırsak kendimize de o derece de yabancılaşıyoruz aslında. Yazarın kendisiyle çeliştiği yerlerde vardı. Biyografisine baktığımızda Mevlevi geleneği ile büyümüş bir yaşam koçu görüyoruz. Ve kitapta yaşam koçlarına ciddi eleştiriler yapıyor. Örneğin acı çekerken aynanın karşısına geçip ben acı çekmiyorum demeyin diyor. Acınızı yaşayın diyor . Ve kesinlikle buna katılıyorum. Sonra ise anksiyete için kendinizi başka uğraşlara yönlendirip meşguliyet sağlayın diyor. Psikoloji eğitimi almış bir yazarın anksiyetenin kaynağına gidin demesi gerekir. Acılarımızı aynanın karşısına geçip acı çekmiyorum diyerek geçiremeyiz diyen yazar kaygıyı da meşguliyetle geçireceğimizi söyleyerek kendisiyle çelişiyor. Bir çok kitabında
Her Şey Vaktini Bekler - Şems'in Öğrencisi OlmakHakan Mengüç · Destek Yayınları · 01,809 okunma
8/10
·296 syf.··
2024 2. kitabı
Matt Haig Yazar 3 Temmuz 1975 yılında İngiltere'de dünyaya gelmiş. Üniversitede İngiliz Tarihi eğitimi almıştır. İngiliz edebiyatı üzerine yüksek lisans yaparak eğitimini tamamlamıştır. Hem çocuklar, hem de yetişkinler için kurgusal ve kurgu dışı kitaplar yazmıştır 1999 yılında İbiza’da hayatının ilk büyük depresyon atağını geçirmiş. Küçüklüğünden beri anksiyete problemleri yaşayan Matt Haig neredeyse kendine zarar vermesine neden olacak bu tecrübeden sonra yaşadıklarını ve depresyonu nasıl atlattığını anlatan Yaşama Tutunmak İçin Nedenler kitabını yazmıştır. yazarın kişisel gelişim türünde sayılabilecek ilk kitabıdır. Sunday Times'ın en çok satanları arasında bir numara olmuş ve 46 hafta boyunca Birleşik Krallık ‘ta ilk 10'da yer almıştır Matt Haig’in İngilizce öğretmeni yazmayı sevdiğini fark eder ve onu yazar olma konusunda cesaretlendir. Ona kitap okumanın da bir video oyunu kadar eğlenceli ve heyecanlı olabileceğini gösterir. Yazar bir röportajında Gece Yarısı Kütüphanesi romanındaki Bayan Elm karakterini öğretmeninden esinlenerek yazdığını söylemiştir. İNSANLAR Yazar kimliğini bulduğu ilk kitabın İnsanlar olduğunu söylüyor. Bu eserinde kendi dilini bulan yazar, bu kitaptan önceki eserlerini çok daha acemice yazdığını düşünüyor. Dünya dışı bir varlık, ünlü bir matematik profesörünün bulduğu hipotezi yok etmek ve bu konuda bilgisi olan herkesi öldürmek için dünyaya geliyor, ilk olarak profesörü öldürüp onun bedenine gizleniyor. Asıl amacının dışında insanlığın varoluşunun bazı temel sorunlarını araştırıyor ve okuyucuları sevgi, bağlantı ve empatinin değeri üzerine düşünmeye davet ediyor. Dünyaya ilk geldiğinde kendisini asal sayılara benzetiyor. Asal sayılar güçlüdür. Başkalarına bağımlı değildir. Saftır, tamdır ve gücünü asla kaybetmez. Asal sayılar gibi
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma