Çünkü insanlar, hiç bir anlamı olmasa da konuşmayı konuşma olduğu için seviyor. Bir söyleve yarım saat dayanamayan insanlar vardır, ama bir kahvede üç saat çene çalar.
Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.
O kadar yarışmacı bir toplumda yaşıyoruz ki, geride kalanlar, başar(a)mayanlar, yarışı önde göğüsle(ye)meyenler kendilerini bu toplumda kaybetmiş hissediyor.