Tüm bunların dışında tadının ne olduğu önemli değil, sadece bir meyve verebilmektir belki de amaç. Belki de bir meyve ağacı olduğumuzun farkına varmak ve hangi meyveyi verebiliyorsak onu vermek sadece. Belki de bunca sözün ve anlatının tek amacı da budur; meyve veren bir ağaç olduğumuzu hatırlamak ve kendi doğamızı gerçekleştirmek günün sonunda.
Birinci şart: Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek.
İkinci şart: Ali’den alıp Veli’ye vermek değil, belki kendi malından vermektir. Şu şartı رَزَقْنَاهُمْ lâfzı ifade ediyor. “Size rızık olandan veriniz” demektir.
Üçüncü şart: Minnet etmemektir. Yani, “Ben size rızkı veriyorum. Benim malımdan Benim abdime vermekte minnetiniz yoktur.”
Dördüncü şart: Öyle adama veresin ki, nafakasına sarf etsin. Yoksa sefâhete sarf edenlere sadaka makbul olmaz.
Beşinci şart: Allah namına vermektir ki, رَزَقْنَاهُمْ ifade ediyor. Yani, “Mal Benimdir; Benim namımla vermelisiniz.”
Şu şartlarla beraber, tevsî de var. Yani, sadaka nasıl mal ile olur; ilim ile dahi olur, kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor.
-Sizin oradaki insanlar, dedi küçük prens. Bir bahçenin içinde beş bin gül yetiştiriyorlar... ve orada aradıklarını bulamıyorlar...
-Bulamıyorlar, diye cevap verdim...
-Oysa aradıkları tek bir gülde ya da azıcık suda bulunabilirdi...