Sorun, görünenlerde değil, gözlerdedir, bakışlardadır. Her güzelin çirkin göründüğü bir görme açısı, her çirkinin güzel göründüğü bir bakma açısı mutlaka vardır. Her şey yolunda gitse bile kalbindeki karanlık sebebiyle hayatı ve olayları daima karanlık gören insanlar vardır. Bir bilge, hep olumsuzluğa odaklananları, çiçekleri bırakıp sadece yaraların üzerine konan sineklere benzetir.
İsim konulurken çocuğun kulağına ezân ve kâmet okumanın hikmeti nedir?
Musallada kıldığımız cenâze namazı için ezân ve kâmet okunmamasının sebebi nedir?
Bu namazın ezân ve kâmeti, doğduğu zaman çocuğun kulağına okunmuştur. İslâmiyet o yavruya ilk dersi doğduğu zaman vermekte ve: "Ey yavrucak, sakın dünyanın göz alıcı renklerine aldanıp da Allah'a karşı kulluğunu unutma. Dünyada ebedî kalacağını zannetme. Senin ömrün, bir ezânla kâmet arasındaki zaman kadar azdır ve çabuk geçecektir. Bu kısa dünya hayatında fâniyi, bâkî olan bir hayata tebdil etmeye bak" demek istemektedir.
Aurelius, başımıza gelenlerin doğal oluşu üzerinde durmakla kalmaz ve suçu bu kez suçludan, suça maruz olana kaydırmaya başlayarak şunları söyler: "Cahil birinin cahillik etmesin de şaşılacak ne var? O cahil insandan, seni üzen yanlış davranışı beklemediğin için suç sendedir. Çünkü onun bu kötülüğü işleyebileceğini anlaman için yeterince araçla donatmıştır seni aklın ve gözlemlerin. Ama bunu unutmuşsundur, bunun için kendine değil de onun bu davranışına şaşıyorsundur. Birini sadakatsizlik ya da vefasızlıkla suçladığında, dikkatini kendine çevir, çünkü suçun sende olduğu açıktır: O karakterde birinin sözünü tutacağına güvendiğin için. . . Ya da ona iyilik yaparken bunu karşılık beklemeksizin yapmadığın için . . . Ve ödülü, salt o eylemi yapmakla aldığına inanarak iyilik yapmadığın için . . . Suçlusundur. "