Elif karakuş

Elif karakuş
@Elfemrah
Aklını dolduran tek şey; nasibinin seni bir gün mutlaka bulduğuydu. Her şey insana yazılıyor diye düşündü; ama bazen ulaşmıyor. Bilmediğimiz nedenlerle dolaşıp duruyor hayatın içinde. Bazen yanından geçiyor insan yazgısının, bazen elinden tutuyor ama bunun kaderi olduğunu anlamıyor. Tam yakalayacak gibi oluyor ama uçup gidiyor. Sonra bir gün, hiç hesapta yokken, hiç beklemezken, başka alemlerdeki seyrini tamamlıyor senin olan şey, çıkıp geliyor ve seni buluyor.
Sayfa 106·Kitabı okudu
Reklam
Anadolu’nun saati güneştir. Güneş kimsesiz, taşlı yolların üzerinden, gece boyunca sarındığı yün yorganını çekerek uyandırır köylüyü. Onları tarlaya doğru çeker, işe doğru, eziyete doğru çeker. Yolları boş bırakır, meydan güneşe kalır. Taşra sessizliği diye bir şey var, bu sessizliğin içinde tozlu yollar, yıkık dökük ama bir kenarı çiçekli evler ve güneş dolanır sadece. Zaman şehirde ki gibi hızlı akmaz. Anadolu da, yollarda sürünür saatler, saat bir mi, iki mi, üç mü kimsenin işi değildir. Vakit aheste akar. Günlerin geçtiği, ayların değiştiği sadece mahsullerden, yılların geçişi de yüzlerden anlaşılır. Zaman yürür ve insanların yüzleri kırışıklıklarla dolar. Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu

Elif karakuş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·68 syf.·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2024 12:54
·
2024 34. kitabı
Stefan Zweig
7.6/10 · 266,5bin okunma
Sevgi, sevdiğin ölünce azalmıyordu. Azalsa zaten adı sevgi olmazdı. Yunus Emre’nin “Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil” dediği ten, onun gün ışığında ışıldayan teniydi. Can dediğiyse zaten bende gizliydi.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Neden seve seve ölmek istemeyeyim ki, senin için zaten ölüyken; neden kendi yoluma gitmeyeyim ki, sen benden zaten gitmişken ?
Sayfa 65·Kitabı okudu
Reklam