Bu ayrışma sadece partnerlerimizi ebeveynlerimizin imgesinden kurtarmakla ilgili değildir. Vurgulamış olduğumuz gibi, bu aynı zamanda ebeveynlerimizin imgesini bilinçdışımızda kaydedilmiş olan en temeldeki boş uzamdan ayırmakla ilgilidir: bu boşluğu ne ebeveynlerimiz ne de başka biri asla dolduramaz ya da yok edemez. Bu, sevdiğimiz kişinin temel başkalığını veya ötekiliğini kabul etmemiz anlamına gelecektir : imgeleri, bulundukları yerden koparmaya başladıkça bize tuhaf ve yabancı gelmeye başlayabilir. Bir anı ya da bir fotoğraf artık tuhaf bir biçimde farklı gelecektir, sanki artık eskisi gibi değildirler. Bir zamanlar tanıdık olan imgenin ardında başka bir şeyin, temsil edilemez, anlaşılmaz bir şeyin, zihinsel dünyamızdaki bir deliğin varlığını sezeriz. Bilinçdışı düzeyde, sevdiğimiz kişinin bizimleyken bile her zaman kayıp olan parçasını kabulleniriz.