Çalışma, ruhumu şeneltir benim. Hele bir de bütün bu koşuşturmaların ne amaçla olduğunu, çevrende nelerin nasıl değiştiğini, çoğaldığını, arttığını, büyüdüğünü, sonuçta da sana yepyeni kazançlar olarak döndüğünü gördüğünde keyfine ölçü yoktur! Bunun ne büyük bir kıvanç olduğunu anlatmaya gücüm yetmez. Gelirinizi arttırdığınız, para kazandığınız için değil - çünkü para yalnızca paradır - bütün bunların sizin elinizden çıktığını, bütün bunlara sizin sebep olduğunuzu, bütün bunları bir büyücü gibi sizin yarattığınızı, her yana iyilik, bolluk, bereket yağdırdığınızı bilmekten kaynaklanan bir mutluluktur bu. Söyleyin bana, böylesi bir hazzı başka nerede bulabilirsiniz? - Bunu söylerken yüzünü yukarı kaldırdı; alnındaki kırışıklar kaybolmuştu. En kutlu gününü yaşayan, taç giyme törenindeki bir kraldı sanki, öyle ışımıştı yüzü. - Gerçekten, dünyanın altını üstüne getirseniz, buna eşdeğer bir haz daha bulamazsınız! İnsanın Tanrı'ya öykündüğü biricik alandır bu: Yaratmayı en yüce haz olarak kendine ayıran Tanrı'nın insanoğlundan da talebi, onun esenlik yaratması, gönenç yaratmasıdır!.. Böyle bir şey nasıl sıkıcı bulunabilir?
Önce çalışma sevgisi olmalı insanda. Bu olmadı mı hiçbir şey olmaz. Toprağınızı, köyünüzü sevmelisiniz. İnanın o kadar sıkıcı bir şey değil bu. Köyde yaşamanın sıkıcı olduğu söylenir hep oysa asıl ben kentte onlarınki gibi bir gün geçirsem herhalde sıkıntıdan ölürdüm. Toprak sahibinin canının sıkılmasına zaman yoktur. Onun hayatında hiç boşluk yoktur, her zaman doludur toprakla uğraşan insanın hayatı. Yıl boyunca, değişen zamanlarda sürekli değişik işler yapması gerekir. Çeşitlilikleri bir yana, bunlar gerçekten ruhu da yücelten işlerdir. Doğayla, yılın mevsimleri, aylarıyla iç içe, olup biten her şeyin hem izleyicisi hem katılımcısı olarak yaşar insan.