''Hayat öyle bir keşmekeşliktir ki, kimileri paçavraya döner, elinden bir şey gelmediği için de o batakta kaynar gider... Sayısız insan çar çur olur. Onlara öyle acır öyle acırsın ki, yüreğin parçalanır...''
''Ve ne demektir ölüm? Belki insanın yüz duygusu var da, insan öldüğünde bunlardan bizim tanıdığımız beş tanesi ölmektir de, öteki doksan beş tanesi canlı kalmaktır.''
''İnsanlar iplik gibi birbirlerine karışmış, hepsi ayrı bir yöne kendini çekiyor. Kimse bunun nereye bağlanacağını bilmiyor. Bir insan doğuyor, kimse bunun nedenini bilmiyor, yaşıyor, kimse nedenini bilmiyor; ölüyor ve her şey bitiyor. Bu bakımdan insan önce neden doğduğunu bilmeli anlıyor musun?''
''Bir de ''kirli çamaşırları olmak'' diye bir deyim vardır. Benim için o çamaşırlar doğduğum anda kirliydiler ve ben büyüdükçe temizlenmek yerine daha pis ve iğrenç hale geldiler, ta ki milyonlarca farklı cehennemin azabını çekecek kadar kokusu ağırlaşana dek. Öyleydiler öylesine ama (şüphesiz bu dediğim kulağa çok tuhaf gelecek), yavaş yavaş bana kendi kokumdan daha tanıdık gelmeye başladılar. Bu ağır kokuları, açık bir yaranın acısı gibi, fısıltılı aşk protestoları gibi geliyordu.''