Nurettin Topçu, Türkiye’nin önemli yazarlarından, hocalarından birisidir. Önceleri Türkiye’de eğitim görmekteyken sonraları Avrupa’ya gitmiştir. Bundan kaynaklı batıda gördüğü eğitim anlayışıyla, Türkiye’nin eğitim anlayışı üzerinde eleştirilerde bulunabilmektedir.
Kendisiyle daha önce okuduğum “Var olmak” kitabı sayesinde tanışmıştım. Hocamız, “Türkiye’nin maarif davası” kitabını tavsiye edince vakit kaybetmeden okumaya başladım. Okurken fark ettim ki, Nurettin Topçu’nun 1970’lerde eleştirdiği eğitim anlayışını arar duruma gelmişiz. Yani bugünün problemleri yıllar öncede vardı; şimdi daha da artarak karşımıza çıkmakta, muhtemelen yıllar sonra daha da artacaktır. Velhasıl kitapta eleştirdiğim noktalar hariç gerçek bir ders niteliğindedir, öğretmenlerin, öğretmen adaylarının ve öğrencilerin mutlaka okuması gereken bir kitaptır.
Kitabın içeriğine gelecek olursak; Kitap 3 kısma ayrılmaktadır. Birinci kısımda, her milletin her dönemin gençlerinin farklılığından, özlenen gençlikten ve olması gereken eğitim sisteminden ve uygulanan eğitim sisteminin eksikliklerinden bahsedilmiş.
İkinci bölümde ise; okullardan, öğretmenlerden ve öğretmenlik mesleğinin sorumluluklarından bahsedilmektedir. Üçüncü bölüm, bir ve ikiye göre daha geniş kapsamlı ele alınmış, ilkokuldan üniversiteye kadar olması gereken eğitim sistemi hakkında bilgi verilmiş. Bunların yanı sıra yazar, okullarda olması gereken din ve ahlak bilgisi konusundaki görüşlerini dile getirmiştir.
Yazar, son yıllarda ortaya çıkan ve millet olarak karşı karşıya kaldığımız özümüzden uzaklaşma, batıya özenme üzerinde detaylıca durmuştur. Yazar, Fransa’da eğitim görüp daha sonra ona iş teklifi yapıldığı halde o milletine duyduğu sadakatten ve milletinin gençlerine faydalı olma amacıyla geri dönmüştür. Bu süreçte her türlü cezaya