“Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi,gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık;hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete…”
“Sesin insanın yüreğini parçalayan yanı, uzun süreli bir yalnızlık ve terk edilmişlikten kaynaklanıyor olmasıydı. Âdeta çok, çok eskiden çıkarılmış bir sesin en son çılız yankısıydı. İnsan sesinin sahip olduğu o canlılığı ve tınıyı öylesine yitirmişti ki, insan da, bir zamanlar güzel olan rengin soluk bir lekeye dönüşmesinin yarattığı hissi yaratıyordu.”
“Ağlamak,katıla katıla ağlamak, ağladıkça sarhoş olarak ve kendini kaybederek ve hıçkırarak ve hıçkırıklarının sesini duyarak ve katılarak ve katıldıkça kendini toplayarak ve kendini topladıkça yeniden katılarak ağlamak.”