Korkudan ve acıdan sessizce ağladım; gözyaşlarım görünmesin diye gözlerimi sıkıca yumduysam da, göz kapaklarımın altından sızan yaşlar, şakaklarımdan kulaklarıma doğru ince ince aktı durdu.
Birbirlerinin arkasından insanların genelde pek hoş şeyler söylemediklerini bilmez değildim; ama bunlar sanki kendileri dünyanın en iyi insanlarıymış ve el alemi yargılamak onlara verilmiş ayrıcalıklı bir görevmiş gibi herkesten öfke ile ya da kıskançlıkla söz eder, hiçbir zaman kimse hakkında güzel, övücü bir şey söylemezlerdi; hemen herkes hakkında bildikleri kötü bir şeyler vardı.
Yıllardır burada hapsolmuş yaşıyorum, başımı dışarı çıkarmamak için binlerce neden arıyor, içimi rahatlatacak tek bir neden bile bulamıyorum. Acaba kendimi anlatabilmek için daha dışa dönük olmadığıma mı yanıyorum?
Büyük kuramlar geliştiriyoruz, ruhen uyumlu olmak istiyoruz, her şeyi kılı kırk yararcasına sınamak istiyoruz, ama sonunda başka hiçbir işarete bakmadan anın bahşettikleriyle seçiyoruz birbirimizi.