Daha fazla dayanamadım. Ağlamaya başladım.
Ağlaya ağlaya içeri koşarken arkamdan "Ağladığına göre kesin suçlu!" dediler.
"Ağladığına göre suçlu!" ne demek ya? "Ağladığına göre çaresiz demek ki ağladığına göre üzgün demek ki ağladığına göre bir derdi var demek ki!" demek varken "Ağladığına göre suçlu!" nedir ya?
Bu hayat ona idamını bekleyen mahkumun cinneti gibiydi. Cinnet onu sarıp sarmalıyor, her gün ölüyordu yavaşça, usulca... İçindeki küçük ölmezlik ümitleriyle, çırpınışlarla, titreyişlerle geçiyordu hayatı.