Ne kadar daha uzağa gidebilirim? Nereye kadar daha uzanırsam ailemin bana verdiği geçmişten kurtulmuş olurum? Ne kadar kaçarsam geleneksel ahlakın kısıtlamalarından özgürleşirim?
Yoksa kurban olmanın o serin gölgesine uzanıp hayatı uzun bir şikayet dilekçesine mi dönüştüreceğiz? Kendimize ‘kaybedenler’ arasında bir yer bulup hayat öykümüzü kurbanlığın zayıf ve titrek sesiyle mi dillendireceğiz?
Kaçırdığım şey, insan olmanın ta kendisi. Bir başkasının gözlerini ve yüzünü dikkatle izlemeyi kaçırdım. Gözlerinde dolaşan bulutları, yüzünün bazı kelimelerde seğirmesini kaçırdım. Kelimelerin aldıkları vurguyla yeni anlamlara bürünmesini kaçırdım. O an orada olamamakla, hayatı kaçırdım.