Elif ceylan

Elif ceylan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·92 syf.·
2026 1. kitabı
Byung-Chul Han
8.3/10 · 694 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sartre açısından da öteki, kendini bir bakış olarak sunar. Sartre bakışı insan gözüyle sınırlandırmaz. Aksine bakılmak, dünya içinde-varlığın merkezi bir boyutunu oluşturur. Dünya bir bakıştır. Dalların hışırtısı, yarı açık bir pencere veya perdenin hafif bir hareketi bile bir bakış olarak algılanır. Bugün dünya bakış fakiridir. Nadiren bakıldığımızı ya da bir bakışa maruz kaldığımızı hissederiz. Dünya kendisini bize, bizim hoşumuza gitmeye çalışan bir göz ziyafeti olarak sunar. Dijital ekran da bakışa uy-gun bir niteliğe sahip değildir. Windows bakışı olmayan bir pen-ceredir. Yaptığı şey tam da bizi özellikle bakıştan korumaktır.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Dijital düzen, dünyanın artan bir şekilde bedensizleşmesine neden olur. Bugün bedenler arasında giderek daha az ileti-şim vardır. Dijital düzen aynı zamanda eşyadan onun maddi doluluğunu, kütlesini, kendi ağırlığını, kendi hayatını, kendi zamanını çalıp, onu her an ulaşılabilir kılarak, karşı cisimle-ri yok eder. Dijital nesneler artık obicere değildir. Bize karşıt bir yük oluşturmazlar. Onlardan herhangi bir direnç gelmez. Karşıtın ortadan kalkması günümüzde her düzeyde gerçek-leşmektedir. Like, obicerenin karşıtıdır. Bugün her şey bir like talep etmektedir. Karşıtın topyekûn yokluğu ideal bir durum değildir, çünkü insan, karşıtı olmadı mı sert bir şekilde kendi-ne yönelir. Bu durum, bir oto-erozyona yol açar.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Bugün, yeni bir yabancılaşma biçimi ortaya çıkmaktadır. Artık söz konusu olan dünyaya ya da emeğe yabancılaşma değil, yıkıcı bir kendine yabancılaşma yani kendi kendinden yabancılaşmadır. Bu kendine yabancılaşma, kendini optimi-ze etme ve kendini gerçekleştirme sürecinde meydana gelir. Performans öznesi kendini, örneğin kendi bedenini optimize edilecek işlevsel bir nesne olarak algıladığı anda, tedrici olarak kendine yabancılaşır. Bu kendine yabancılaşma olumsuzluğun eksik olması nedeniyle fark edilmeden sürüp gider. Sadece kendini sömürme olarak değil, beden imgesinin patolojik biçimde bozulması şeklinde de kendini gösteren bu kendine yabancılaşma, öz-yıkıma yol açan bir etkiye sahiptir. Anoreksiya, bulimia ya da beslenme bozukluğu, artan kendine yabancılaşmanın semptomlarıdır. İnsan sonunda artık kendi bedenini hissedemeyecek hale gelir.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Emeğin edimselleşmesi o derece gerçeklik yitimi olarak gö-rünür ki, işçi, açlıktan ölme raddesinde gerçekliğini kaybe-der [entwirklicht wird].? Kendini ne kadar çok tüketirse, o kadar çok sömüren ötekinin egemenliği altına girer. Marx, yabancılaşmaya ve gerçekleş-menin/edimselleşmenin yitimine yol açan bu tahakküm iliş-kisini dinle kıyaslar: İnsan Tanrı'ya ne kadar çok verirse, kendi içinde o kadar azını tutar. İşçi hayatını nesneye koyar; ancak bu hayat artık kendisine değil, nesneye aittir. Dolayısıyla, bu etkinlik ne kadar fazla olursa, işçinin nesnelerden yoksunluğu da o kadar artar. Emeğinin ürünü, kendisi değildir. Dolayısıyla bu ürün ne kadar büyükse, işçi o kadar az kendisidir.
Sayfa 47·Kitabı okudu