Azap çektirmenin ortadan kalkması demek ki seyirlik
unsurun silinmesidir; ama aynı zamanda bedenin tutuklanma
sıdır. Rush 1787'de şöyle yazmışhr: "darağaçlannın, suçlularınn bağlandıklan direklerin, işkence yerlerinin, kamçının, tekerleğin azap çektirme tarihi içinde, geçmiş yüzyılların ve
akıl ile dinin insan zihni üzerinde az etkili olduğu ülkelerinin
barbarlıklarının işareti olarak kabul edilecekleri dönemin
geleceğini umut etmekten kendimi alakoyamıyorum.Nitekim, Van Mccncn bundan altmış yıl sonra,Brükscl'dc ikinci
ceza kongresini açarken, çocukluk dönemini devrini doldurmuş
bir çağ olarak hatırlamaktaydı: "yerin üzerinde birçok tekerlekler, darağaçları, kazıklar,idam sehpaları gördüm"
•
Damgalama lngilterc'dc (1834) ve Fransa'da 0832) kaldırıl-
mıştır; hainlerin parçalanması cezasını lngiltere 1820'de artık tam olarak uygulamaya cüret edememektedir (Thistlc-
wood'un gövdesi parçalara ayrılmamıştır). Yalnızca kamçılama hala bazı cezalandırma sistemlerinde (Rusya, İngiltere,
Prusya) varlığını sürdürmektedir.Fakat ceza uygulamalan
genci okırak edepli hale gelmişlerdir. Bedene dokunmamak
veya her halükarda mümkün olduğunca az dokunmak ve onda
bedenin kendisi olmayan birşcye ulaşmilk, Şöyle denilecektir;
hapishane, içeri kapatma, zorla çalıştırma, kürek, ikamet
yasağı, sürgün -ki bunlar modern cezalandırma sistemlerinde
çok önemli bir yere sahip olmuşlardır- tamamen "fizik" cezalardır. para cezasının tersine,doğrudan bedene yöneliktirler.
Fakat ceza-beden ilişkisi, azap çektirmeye yönelik olanlardakilerle aynı değildir. Beden burada araç veya aracı durumund adır: onu kapatarak veya çalıştırarak bedene müdahale
ediliyorsa, bunun nedeni bireyi hem biT hak, hem de bir mal
varlığı olarak kabul edilen bir özgürlükten mahrum bırakmaktır. Beden bu cezalandırma yöntemiyle