Elif ceylan

Fransız Ceza Kanununun ünlü 3. maddesi -"her ölüm mahkumunun kafası kesilir"- bu üçlü anlamı taşımaktadır,herkese eşit ölüm Daha 1 Aralık 1789'da Guillotin'in önerisiyle oylanan hüküm böyle demekteydi); mahkum başına bir ölü ve bu ölüm tek bir darbede ve Le Peletier'nin dediği gibi "uzun ve buna bağlı olarak gaddar" azap çektirmeler olmadan sağlanacaktır; son olarak da ceza yalnızca mahkuma verilecektir, çünkü soyluların cezası olan Kara kesme suçlunun ailesi için en az yüzkızartıcı olanıdır. • Mart 1792'den itibaren kullanılmaya başlanan giyotin bu ilkelere uygun mekanizmadır.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Azap çektirmenin ortadan kalkması demek ki seyirlik unsurun silinmesidir; ama aynı zamanda bedenin tutuklanma sıdır. Rush 1787'de şöyle yazmışhr: "darağaçlannın, suçlularınn bağlandıklan direklerin, işkence yerlerinin, kamçının, tekerleğin azap çektirme tarihi içinde, geçmiş yüzyılların ve akıl ile dinin insan zihni üzerinde az etkili olduğu ülkelerinin barbarlıklarının işareti olarak kabul edilecekleri dönemin geleceğini umut etmekten kendimi alakoyamıyorum.Nitekim, Van Mccncn bundan altmış yıl sonra,Brükscl'dc ikinci ceza kongresini açarken, çocukluk dönemini devrini doldurmuş bir çağ olarak hatırlamaktaydı: "yerin üzerinde birçok tekerlekler, darağaçları, kazıklar,idam sehpaları gördüm" • Damgalama lngilterc'dc (1834) ve Fransa'da 0832) kaldırıl- mıştır; hainlerin parçalanması cezasını lngiltere 1820'de artık tam olarak uygulamaya cüret edememektedir (Thistlc- wood'un gövdesi parçalara ayrılmamıştır). Yalnızca kamçılama hala bazı cezalandırma sistemlerinde (Rusya, İngiltere, Prusya) varlığını sürdürmektedir.Fakat ceza uygulamalan genci okırak edepli hale gelmişlerdir. Bedene dokunmamak veya her halükarda mümkün olduğunca az dokunmak ve onda bedenin kendisi olmayan birşcye ulaşmilk, Şöyle denilecektir; hapishane, içeri kapatma, zorla çalıştırma, kürek, ikamet yasağı, sürgün -ki bunlar modern cezalandırma sistemlerinde çok önemli bir yere sahip olmuşlardır- tamamen "fizik" cezalardır. para cezasının tersine,doğrudan bedene yöneliktirler. Fakat ceza-beden ilişkisi, azap çektirmeye yönelik olanlardakilerle aynı değildir. Beden burada araç veya aracı durumund adır: onu kapatarak veya çalıştırarak bedene müdahale ediliyorsa, bunun nedeni bireyi hem biT hak, hem de bir mal varlığı olarak kabul edilen bir özgürlükten mahrum bırakmaktır. Beden bu cezalandırma yöntemiyle
Sayfa 12·Kitabı okudu
""Ne ez hâkem, ne ez âbem, ne ez bâdem, ne ez âteş" Ne ez arşem, ne ez ferşem, ne ez kevnem, ne ez kânem Ne topraktanım, ne sudanım, ne rüzgardan (havadan), ne de ateştenim. Ne göklerdenim (Arş), ne yerdenim (Ferş), ne varlık alemindenim, ne de bu alemlerin kaynağından/madenindenim.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Çocukluk yaşam köklerinin oluştuğu, inşa edildiği dönem. dir. Insan yaşamının en önemli dönemidir: Insanın anavatan çocukluğudur. Anne-baba olarak çocukluğun önemi üzerin de aranızda anlaşıyor olmanız önemlidir. Bambu ağacı yetiştiren bir çiftçinin öyküsü bana çocuklu. ğun önemini anlatıyor; sizlerle paylaşmak istiyorum. Çiftçi bambu ağacının tohumunu eker, gübreler ve sular. Mevsimler geçer ve birinci yıl tek bir filiz bile çıkmaz. Deneyimli çiftçi, tohumu gübreleyip, sulamaya devam eder. Yine mevsimler geçer ve ikinci yıl da bir şey değişmez. Üçüncü yıl, dördüncü yıl da böyle geçer. Hâlâ görünürde tek bir filiz bile yoktur. Sabırlı çiftçi, umut ve güven doludur; tohumu gübreleyip, sulamaya devam eder. Beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşırBambu büyümeye devam eder ve bir kaç yıl içinde kırk metre-yi geçer. Şimdi size bir soru sorayım: Bambu ağacı 27 metre boyu-na altı haftada mı geldi? Dışarıdan öyle görünüyor, ama çiftçi bunun böyle olmadı-ğını biliyor. Bambu yeşermeden önce geçen beş yılın ve ve-rilmesi gereken emeğin farkında. Bildiği için sabırla, umutla ve şevkle emek verdi ve yapması gerekeni yaptı. Tohum beş yıl süresince büyük bir sabırla ve ısrarla sulanıp gübrelenme-seydi ağacın büyümesinden, hatta var olmasından, söz ede-bilir miydik?
Sayfa 111·Kitabı okudu
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Anne veya baba çocuğu için evliliğinden fedakârlık yapmaya başlarsa, bun dan ne evlilik ne de çocuk yararlanır. Böyle bir durum far. kına varılıp düzeltilmezse hem evlilik hem de çocuk kaybe. dilir. Diyelim çocuk sorumsuz ve haftalık harçlığından daha fazla para harcıyor. Anne ya da baba, eşine haber vermeden çocuğun açığını kapatıyor. Bu gizli ilişki zamanla ailenin de. ğerler bütünlüğünü bozar ve kimseye yararı olmayan kötü bir alışkanlığa dönüşür. Aile değerlerinin yaşaması için "biz bilinci"nin sürekli korunması gerekir.Sözünü ettiğim "biz" kendimi, eşimi, çocuğumu, evlili-ğimi ve ailemi kapsayan bir bizdir. Kendi değerini keşfedip, kendine bakan, kendi gereksinmelerini "biz bilinci" içinde ciddiye alan anne ve babalar olgun insanlardır. Biz bilincinde anne ve babaların sayısı artıkça toplumsal barış ve özgürlük-çü demokrasinin güçleneceğine inanıyorum.
Sayfa 91·Kitabı okudu