Güneşin batışı şöyle betimlenir:
Başını anası Ningal (Ay tanrısı Nanna 'non eşi Ningal' de ay tanrısıdır) 'in göğsüne doğru uzatmış, gidiyor Utu( güneş tanrısı)
Şimdi Sümerlerin kozmogonik ya da evrenin yaratılışı gö- rüşlerini özetleyecek olursak, evrenin kökeninin açıklanmasının gelişimi aşağıdaki gibi ifade edilebilir:
1. Başlangıçta ilksel deniz vardı; kökeni veya doğuşu konu- sunda bir şey söylenmemektedir, Sümerler onu her zaman varmış gibi düşünmüş olabilirler.
2. Ilksel deniz gök ile yerin birliğinden oluşan kozmik dağı vücuda getirdi.
3. Tanrılar insan biçiminde kişileştirildiğinde, An (gök) eril, Ki (yer) dişildi. Onların birleşmelerinden hava-tanrısı Enlil doğdu.
4. Hava-tanrısı Enlil yerden göğü ayırdı ve babası An göğü ele geçirirken, Enlil annesi Ki'yi, yeri, ele geçirdi. Enlil ile an- nesi Ki'nin birleşmesi -tarihsel devirlerde Ninmah, "yüce kra- liçe"; Ninhursag, "(kozmik) dağın kraliçesi"; Nintu, "doğur- gan kraliçe" gibi çeşitli adlar verilen tanrıçayla özdeşleştirilmiş olabilir- evrenin düzenlenmesini, insanın yaratılışı ve uygarlığın kuruluşunu başlattı.
Gılgamış hizmetkarı Enkidu ölüler diyarından dönünce ona bir takım sorular soruyor...
Soruların bir diğeri şöyledir:
Gılgamış: "Ölü bedeni ovada kalmış (gömülmemiş) birini gördün mü?"
Enkidu: "Gördüm."
Gılgamış: "Ona nasıl davranıyorlardı?"
Enkidu: "Gölgesi ölüler diyarında huzur bulmaz."
Bunun üzerine Gılgamış, ölüler diyarına inişinde başına gelecek tehlikeler konusunda onu uyarır – yeraltı dünyasının tabularını kısa ve öz bir biçimde anlatan muhteşem bir pasaj- dır bu. Gılgamış Enkidu'ya şöyle der:
Eğer şimdi ölüler diyarına ineceksen, Diyecek bir çift sözüm var, dinle, Sana bir öğüt vereceğim, öğüdümü tut.
Temiz giysiler giyme, Yoksa (ölü) kahramanlar düşman gibi üstüne gelirler
Tastaki iyi yağdan sürünme, Yoksa kokusu onları sana çeker.
Ölüler diyarında atış-sopasını fırlatma, Yoksa değneğin değdiği her şey etrafını sarar; Elinde asa tutma, Yoksa gölgeler dört bir yanını kuşatır.
Ayağına sandalet giyme, Ölüler diyarında haykırma; Sevgili karını öpme, Sevgili oğlunu öpme, Iğrendiğin karına vurma, Iğrendiğin vurma, Yoksa ölüler diyarının "haykırışı” seni yakalar; (Haykırış) yatan kadın için, orada yatan kişi için, Orada yatan tanrı Ninazu'nun anası için, Kutsal gövdesini örten giysi olmayan, göğsünü saran örtü olmayan.
Ama Enkidu efendisinin öğütlerine kulak asma
mış'ın uyarılarının tam tersini yaptı. Böylece ölüler diyarınca tutsak alındı ve yeryüzüne çıkamadı
Bu sırada, Yunanlı Herakles'in önceli Urukta oturan ba yük Sumer kahramanı Gılgamış, Inanna'nın sızlanmalarını duyup şövalyece onun yardımına koştu. Elli minalık yakla şık yirmi beş kilo- zırhını kuşandı ve yedi talent yedi minalık -iki yuz kilodan fazla "yol baltası"yla ağacın dibindeki çe kicilikten nasibini almamış" yılanı öldürdu. Bunun üzerine Zu-kuşu yavrusuyla dağa kaçtı ve Lilit evini yıkıp, arkasına bi le bakmadan avlanmaya alışkın olduğu harabelere kaçtı. O zaman Gılgamış'a eşlik eden Uruklular ağacı kestiler ve is- kemle ve sedir yapması için Inanna'ya sundular.
Inanna ne yaptı? Huluppu-ağacının gövdesinden bir pukku (büyuk bir olasılıkla bir tür davul) ve dallarından mikku deni- len (buyük bir olasılıkla tokmak) bir nesne yaptı ve bunları cesaretinin odulu olarak Gılgamış'a verdi. İzleyen oniki dize- lık pasajda Gılgamış'ın, kusursuz durumda olmasına karşın benim hala anlamlarını çözemediğim, bu iki nesneyle yaptıkları anlatılır. (3)