Ah benim canım Cengiz Aytmatov'um... Sen ne güzelsin! Dili bu kadar akıcı bir yazarı uzun zamandır okumamıştım. Asla sıkmıyor sizi, su gibi akıyor kitap.
Birçok konuyu ele almış olmasına rağmen hiçbir karışıklık yaşamadan, bütün karakterleri içselleştiriyorsunuz. Okuduktan sonra biraz boşluğa baktıran bir kitap çünkü bitişini kabullenmek zor.
En çok mankurt efsanesi sarstı beni. Etkisinden bir süre çıkamadım. Ne çok acı var bilmediğimiz. Bizim okumaya dayanamadığız şeyleri insanlar yaşıyor, ne kadar üzücü.
En sevdiğim noktalardan biri de yazarın mıçmıç sıradan aşk hikayelerine çok değinmemesi. Kendi kültürüne önem vermesi ve bizi de bu konuda bilgilendirmesi. Dostluk yazar için çok önemli. Bu konuyu o kadar güzel ele almış ki tek tek dostlarıma sarılmak istedim sürekli.
Böyle yazarların oluşu beni çok umutlandırıyor. İyi ki varsın Aytmatov!
Trenler benim hep en sevdiğim ulaşım aracıydı ama bu kitaptan sonra trenlere çok daha farklı bakıyorum. Trenler bazen hüzün oluyor, bazen umut, bazen de hayal kırıklığı... Ne olursa batıdan doğuya, doğudan batıya gidip geliyorlar.