İsmini ilk okuduğum anda okumam gerekli dedim bu kitabı ve vakit geçirmeden araştırmadan hemen başladım okumaya ve kısa sürede akıcı ve içine alan hikayesiyle sardı kitap beni. Bitirdiğimde de iyi ki kararsız kalmadan bir an evvel okumuşum dedim.
Yazarın distopya olarak kurduğu sehir, ülke yada dünya için ne derseniz deyin, her şeyin yavaş yavaş yok olduğu ve geri gelmedi bir yer, elinizi attığınız şeylerin ve değerlerin son şeyler olduğunu bildiğiniz bir ortam burası. İnsanların ölümü kurtuluş olarak gördüğü, artık kimsenin çocuk doğurmadığı bir cehennem.
Yazar bu anlatımıyla geleceğe göndermeler yaparak metaforlar ile, yaşamakta olduğumuz dünyanın yozlaşması, çıkar kavgaları, savaş çığlıkları sonucunda karşılaşacağımız kabusu gözler önüne sermeye çalışıyor.
Son Şeyler Ülkesi her şeyin kendi ellerimizle sonuna kolayca vardırabileceği konusunda bizlere bir uyarı niteliğinde.
İyi okumalar...