Bana sorarsan, her şeye saygı duymalı ve kutsal bir gözle bakmalıyız; yalnız yapay yoldan öbüründen ayrılıp resmen kabul edilen yarısını değil, tümüyle dünyayı böyle ele almalıyız.
Diyelim, bir kimseden bir şey elde etmek istiyorsun, ansızın büyük bir ısrarla gözlerinin içine diktin gözlerini ve o bundan hiç tedirginlik duymadı, o zaman vazgeç bu işten! Kendisinden asla bir şey elde edemezsin, asla!
Kuşkusuz biz insanların etkinlik alanı bir hayvanmkinden daha geniştir, ilgi duyduğumuz nesneler daha çoktur. Ama biz de hayli dar bir çemberin içinde hapsolmuş yaşarız, bu çemberin dışına çıkmak elimizden gelmez. Elbette falan ya da filan şeyin hayalini kurabilirim, örneğin ille de Kuzey Kutbu’na gitmem gerektiğini geçirebilirim kafamdan ya da bunun gibi bir şey, ama istek benim kendi içimden kaynaklanıyor ve varlığım gerçekten böyle bir istekle dolup taşıyorsa, ancak o zaman belli bir şeyi yeterince güçlü şekilde arzulayıp gerçekleştirebilirim