Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.
İnsan türü sosyal bir hayvan olduğundan dolayı, her zaman yalnızca kendi çıkarımız için yalan söylemeyiz, bazen diğerleri için de bunu yapabiliriz. Uzun uzadıya bir açıklamadan kaçınmak, cezalandırılmaktan kurtulmak, kolayından bir doktora derecesi almak ya da yalnızca nazik olmak adına yalana başvurabiliriz. Hatta kullandığımız kozmetik ürünleri ve kıyafetlerimiz de yalan söylememize yardımcı olur. Aslına bakılacak olursa, biz insanoğlu için yalan söylemek, "sosyal olarak hayatımızı sürdürmenin bir yoludur".
Nasıl sözel olmayan olumlu ifadeler uzun zaman içinde gülümseme hatlarını yüzde kalıcı kırışıklıklara döndürüyor ve mutlu bir yaşamı işaret ediyorsa, alnı aşırı kırışıklıklarla kaplı bir insanın da sürekli bu türden davranışlar göstermesini gerekli kılacak, nispeten daha zor bir yaşam geçirdiğini düşünebiliriz.
Görüşmeye gittiğiniz iş yerinde çalışmaktan hoşlanıp hoşlanmayacağınızı anlamak için etrafınıza göz gezdiriyor olsanız bile, bakışlarınızı sizinle görüşen kişiye odaklamadığınız müddetçe hiçbir şansınızın kalmayacağını aklınızdan çıkarmamalısınız.