Gözün görevini görmek değil, Hakikati görmek olduğunu söyleyen Âlim aklına geldi. Hakikati gören gözün başka hiçbir şey görmesine gerek yoktu. Yedikule Kâhininin yegâne gözüne de bu şekilde perde indi. Ama kör olmasına rağmen hiçbir şey görmüyor değildi. Gözlerinin ona gösterdiği yegâne şey o uçsuz bucaksız karanlıktı. Tıpkı sessizliği dinleyen Eflatun gibi, kâhin de sustu. Belki de susmak gerçeği anlatmanın tek yoluydu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Belki de babamın görevi buydu, diye düşünüyorum, kendisi bile farkında olmadan - kendi büyüttüğü ve her yerde peşinden gelen küçük bir hikaye sürüsünün çobanı olmak. Ya da orada, hikayelerle ve soyağaçlarıyla dolu bahçede sadece bir bahçıvan olmak.
Onlara bu yıl onca mutluluk getiren romanın ithafında şöyle yazıyordu: "Hala çocukluğun ebedi çilek tarlalarının otlarını ayıklayan annem ve babama." Acaba bundan sonra bu ithaf yazısındaki "hala" kelimesini değiştirmeli miyim?
en-Nu'man b. Beşir'den (ra) rivayetle:
Peygamber (sas) minber de şöyle buyurdu:
"Kim aza şükretmezse çoğa da şükretmez. Kim insanlara teşekkür etmezse Allah'a da şükretmez. Allah'ın nimetlerinden konuşmak şükür terki inkardır. Cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardır."
Bir gün Aişe annemizin (r.a) anlatıldığı bir sohbette hocamız şöyle demişti; "Benim annemin annem olduğunun belgesi nüfus kimliğidir, Aişe annemin Annem olduğunun belgesi ise Kur'an-ı Kerim'dir.