"Kendiyle dost insan, mükemmel olmamaktan incilmez. Tıpkı başkasıyla dostluk ilişkisinde ötekini onun hususiyetleriyle benimsediği gibi, kendi kendisiyle ilişkisin de aynısını yapmaya hazırdır. Kendini bilen , ama yine kendini seven birisi olabilir böylece . Kendisiyle alay edebilmek ve özeleştiri yapabilmek, ona yabancı değildir. Bazen düştüğü aptallıklara kıs kıs güler, başka türlü yapsaydı çok daha iyi olacak bazı şeylerle ilgili kendini affeder. Kendi kendiyle ilişkisinde daimi bir ahengin hüküm süreceği rüyasını görmez, dolayasıyla bazen tutarsızlığa düşmek de bir felaket olmaz onun için: "Bunu kendi içimde halletmem lazım " der. Ara ara kendine mesafe koymak ona zor gelmez: "Nasılda saçmaladım orada!" Hatalarını ve zaaflarını açık seçik görür, iyi dostluklarda adet olduğu üzere sırası gelince " hakikati söyler" kendi kendisine -ki nohoş olanla baş etmesini sağlayacak bir yol bulur böylece."
"Zamanımızda herkes kütleden sivrilerek bireysel bir hayat yaşamak peşinde... Oysa kişiliğini belirtmek için kendini geliştirmeye çalışan insan , bu çabalamanın sonunda ruhsal bir yalnızlığa düşer. Böylece dolgun, dört başı mamur bir hayat yerine manevi bir intiharla yüz yüze gelir.
Evet , yüzyılımızda herkesin tekliğe kaçması, kendi kabuğuna çekilmesi, varını yoğunu başkalarından kaçırması insanı sadece hemcinslerinden uzaklaştırmak, karşılarındakini de kendinden nefret ettirmek sonucunu veriyor"