GENÇ: O zaman, sürekli olarak değişmeme kararını aldığım için değişemiyorum. Yeni bir yaşam tarzı seçecek kadar cesarete sahip değilim. Başka bir deyişle, mutlu olacak cesaretim yok ve mutsuz olmamın nedeni bu. Yanlış anladığım bir şey var mı?
FİLOZOF: Hayır, yok.
GENÇ: Tamam, o zaman sorum şu: Almam gereken gerçek önlemler neler? Hayatımda neyi değiştirmem gerekiyor? Bunları henüz açıklamadınız.
FİLOZOF: Haklısın. Şu anda yapman gereken şey, sahip olduğun yaşam tarzından vazgeçmeye dair bir karar alman. Örneğin, daha önce, "Y. gibi birisi olabilseydim, mutlu olurdum," demiştin. Böyle yaşadığın müddetçe, 'keşke şöyle olsaydı' gibi bir olasılıklar dünyasında olduğun sürece, asla değişemezsin. Çünkü "Keşke Y. gibi olsaydım," demek, değişmemek için kendine bir mazeret uydurman demektir.
GENÇ: Değişmemek için bir mazeret uydurmak mı?
FİLOZOF: Evet. Bir yazar olmayı hayal eden genç bir arkadaşım var ama asla başladığı işi tamamlayamıyor. Ona göre, işi onu fazlasıyla meşgul ediyor ve asla roman yazacak kadar vakit bulamıyor. Bu yüzden de işi tamamlayıp roman yarışmalarına katılmıyor. Ama bu gerçek neden mi? Hayır! Esas neden, hiçbir işe kalkışmadan “Denersem yapabilirim," olasılığını geçerli bırakmak. Eserlerini eleştiriye açmak istemiyor ve kesinlikle vasat bir eser yaratabileceği ve reddedilmeyle karşılaşabileceği gerçeğiyle yüzleşmek istemiyor. Vakti olsaydı ya da doğru çevrede yaşasaydı mutlaka yazacağını düşünüyor ve bunu yapabilecek yeteneği olduğunu söyleyebileceği o olasılıklar dünyasında yaşamak istiyor. Beş ya da on sene sonra, "Artık genç değilim," ya da "Artık düşünmem gereken bir ailem var,” gibi mazeretleri kullanmaya başlar.
GENÇ: Arkadaşınızın neler hissettiğini çok iyi anlıyorum.
FİLOZOF: Roman yarışmasına katılmalı ve reddedilirse de bunu yaşamalı.