Elif colak

Elif colak
@Elyy
Bu dünya soğuyacak,  yıldızların arasında bir yıldız,  hem de en ufacıklarından,  mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,  yani bu koskocaman dünyamız.  Bu dünya soğuyacak günün birinde,  hatta bir buz yığını  yahut ölü bir bulut gibi de değil,  boş bir ceviz gibi yuvarlanacak  zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.  Şimdiden çekilecek acısı bunun,  duyulacak mahzunluğu şimdiden.  Böylesine sevilecek bu dünya  "Yaşadım" diyebilmen için...
Reklam
Hani bazı anlar olur ya, insana kendi bile fazla gelir. Kimseyi görmek, konuşmak istemez. Kimseye tahammül edemez. Oysaki tüm canlıları, insanlar da dahil seviyordur. Fakat hayat öyle şeyler yaşatır, öyle boşluklarda bırakır ki insanı, an gelir o çok sevdiğimiz insanlara bile tahammül edemez oluruz.
Yaşamak şakaya gelmez,  büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın  bir sincap gibi mesela,  yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,  yani bütün işin gücün yaşamak olacak.  Yaşamayı ciddiye alacaksın,  yani o derecede, öylesine ki,  mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,  yahut kocaman gözlüklerin,  beyaz gömleğinle bir laboratuvarda  insanlar için ölebileceksin,  hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,  hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,  hem de en güzel en gerçek şeyin  yaşamak olduğunu bildiğin halde.  Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,  yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,  hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,  ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,  yaşamak yanı ağır bastığından.  1947 
Sinirimden gülüyorum albayım... Çünkü sinirlerim artık gülmek için kafamın neşelenmesini beklemiyor, Bu karamsar beyinden bir kahkaha çıkmayacağı için, artık ben gülmüyorum, sinirlerim gülüyor... Hepsi bağımsızlığını kazandı albayım..
.bir hiçten ibarettim. Beni ezip geçerlerdi. Nitekim ezip geçtiler de. Bu ayrı hikaye.
Reklam