Bazı kitaplar vardır hani bir solukta bitiverir, nasıl sona geldiğinizi anlamazsınız bitince de tekrar baştan başlamak istersiniz, çünkü tadı damağınızda kalır işte öyle bir kitap. Yine Orwell, yine üstün bir zekayla kurgulanmış bir başyapıt. Okurken kitaptaki karakterlerin gerçek dünya da hangi kişileri, kurumları simgelediğini öğrenirseniz okuması çok daha keyifli oluyor. Böyle keyifli, tatlı falan dedim ama yanıltmasın sizi bir masal anlatmıyor. Anlatılanlar öyle gerçek ki sinirlerinizi bozabiliyor. Yazar muhteşem bir dille gerçekleri eleştiriyor, anlayana tabi. Yalnız şu güzelim bir solukta okunacak kitabı bile yarım bırakanlar olmuş, nasıl bırakıyorsunuz anlamış değilim :/ Neyse herkesin hayatına kimse karışamaz. Okuyun Yoldaşlar Okuyun ;)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitap zaten kült, okumakta geç kaldığımı biliyorum. Ama en azından ölmeden okuyabildim çünkü kesinlikle ölmeden önce okunması gerekenler arasında :) Kitap, karabasan gibi çöküyor üstünüze. Ürkerek, korkarak okuyanlar olmuş, ama ben ürkmedim çünkü zaten şu an yaşadığım toplumdan farklı değil anlatılanlar. Sürekli gözetim altında olunan bir toplumdan bahsediliyor, biz de öyle değil miyiz zaten ? Şu an bile bu yaptığım incelemede yaşadığımız dünyayı eleştirdiğim için başıma bir şey gelir mi acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum. !! ;) Kendimi bir düşünce suçlusu gibi hissediyorum, Evet ben bir düşünce suçlusuyum! :) Yaşadığımız gerçek dünyada da bir sürü baskıyla karşılaşmıyor muyuz, o zaman biz de özgür değiliz zaten, haberlerde bize ne gösterirlerse o kadarını biliyoruz ki bildiğimiz yalan mı doğru mu bunu bile farkedemiyoruz. Paranoyaklaştırıldık.. (En azından ben paranoyak biri oldum diyebilirim), etrafımızda ki insanlara daha az güveniyoruz hatta güvenmiyoruz, bugün televizyonda şu ülkeyle savaşıyoruz deseler inanıcaz, bir kaç ay sonra başka bir ülke adı söyleseler onun yerine, hayır zaten bu ülkeyle savaşıyoruz diye ona da inanırız :) Hatta elimizdeki akıllı telefonları da kitaptaki Tele-ekranlar'a benzetebiliriz. Akıllı telefonlarımıza tutsak olmuş bir şekilde yaşamıyor muyuz? Bir gün kullandığımız telefonlardan yönetilmeye başlayabiliriz, belki de yönetiliyoruz.. Bir gün telefonumdan; 'Emella o kitabı hemen olduğu yere bırak', 'Emella yazı yazma', 'Emella egzersiz saati, hemen başla' gibi komutlar gelebilir :) Yani demem şu ki; kitabı okurken 'Yahu adamda nasıl bir önsezi, nasıl bir zeka varmış, nasıl da düşünmüş bunları' demekten kendinizi alamıyorsunuz. Müthiş bir zekayla kurgulanmış bir roman. Kitaptan çıkardığım en önemli ana fikirse, dilimize sahip
Açıkçası, Parti'nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. Gerçekliğin en açık biçimde çarpıtılması böylelerine kolayca benimsetilebiliyordu, çünkü kendilerinden istenenin iğrençliğini hiçbir zaman tam olarak kavrayamadıkları gibi, toplumsal olaylarla yeterince ilgilenmedikleri için neler olup bittiğini de göremiyorlardı. Hiçbir şeyi kavrayamadıkları için hiçbir zaman akıllarını kaçırmıyorlardı. Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı, çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.
Gerilimli anlarda insanın bir dış düşmana karşı değil de, hep kendi bedenine karşı savaştığını fark ediyordu..
.......................
Uğrunda savaştığınız davalar, savaş alanında, işkence odasında, batmakta olan bir gemide hep unutuluveriyordu, çünkü beden şişip büyüyerek tüm evreni kaplıyordu; korkudan çarpılmadığınız ya da acı içinde haykırmadığınız durumlarda bile, yaşam her an açlığa, soğuğa, uykusuzluğa, mide buruntusuna ya da diş ağrısına karşı verilen bir savaşımdı.