Ankara’ya bağlı bir köy olan Gökçimen’de yaşayan Dürü’nün hikayesini anlatıyor Fakir Baykurt. Anadolu’nun kapanmaz yaralarından biri olan ‘kadın’ların direnişini ele alıyor bu kitapta. Dürü daha 13 yaşında bir çocukken civarın önde gelenlerinden Mustu Ağa onunla evlenmek ister. Köydekilerin de baskısıyla babası razı gelir annesi de bir süre dirense de bir yerden sonra o da boyun eğer. Ancak direnişinden vazgeçmeyen bir Dürü’dür. Uluguş Nine adındaki kadın karakter de oldukça güçlü bir portre çiziyor. Uluguş Nine Dürü’ye elinden geldiğince yardım ediyor. Dürü kitabın sonunda Uluguş’un hediye ettiği tırpanla Mustu Ağa’yı öldürüyor ve dağa kaçıyor. Kitabın sonu beni bırak düşündürdü böyle bir direnişin sonu bu şekilde mi bitmeliydi Dürü dağa kaçarak kurtuluşa erdi mi? Bunları sorgulayarak kitaba veda ettim. Toplumsal gerçekçi bir bakışla yazılmış bu romanda köy hayatının ağalık düzeninin her türlü eleştirisi yapılmış yer yer sivri çıkışlarla dönemin siyasetçileri de eleştirilmiş. Karakterlerin duyguları okura geçiyor. Havana, Velikul, Koca Linlin, İt Omar, Şakir Hafız, Cemal… Karakterler tüm ayrıntılarıyla okuyucuya tanıdık geliyor. İlk başlarda bazı bölümler sürekli tekrarlanıp okuyucuyu sıksa da bir yerden sonra olacakları merakla takip etmeye başlıyorsunuz. Akıcı, eleştirel ve düşündürücü bir kitap.