‘Kıskanmak’ın kıskacı… Kişilik analizlerinin ve psikolojik çözümlemelerin yoğun olduğu bir roman. Kıskanmak ne demek diye durup durup düşüneceksiniz, kendi içinize döneceksiniz.
Ercal Kesal’ın önsözüyle tekrar basılmış, iyi ki basılmış. Eserlerine genel olarak aşinaydım (Fosforlu Cevriye vs) ama özel olarak oturup okumamıştım. Meğer Türkiye Edebiyatı’nın ‘Agatha Christie’sine haksızlık etmişim. Hem dönem romanı olması hem başarılı psikolojik çözümlemeler yapması nedeniyle okumaktan çok keyif aldım, tavsiye ederim. Sırada başka kitapları var artık…
Yu Hua’nın Türkçe’ye yeni çevrilmiş kitaplarından. Roman veya öykü değil bu seferki. Çin’i Yu Hua’nın gözüyle ve tecrübeleriyle anlama rehberi diyebiliriz. Dili yalın, çevirisi çok başarılı. (çevirmen Bahar Kılıç) 10 kelime üzerinden Çin’i anlatmış, çok da güzel anlatmış. Bazı konular çok tanıdık gelecek, bizzat bizlerin de ülkemizde tecrübe ettiği, gözlemlediği şeyler olduğu için.
Erk Acarer şüphesiz çok iyi bir gazeteci. Ama bu kitabıyla çok iyi bir İstanbul gezgini ve tarihçisi olduğunu da anlamış oldum. İstanbul ve semtlerine dair ilginç bilgiler içeren, okuması kolay ve keyifli bir kitap…
Hem ‘naif’ hem ‘nahif’ bir kitap… Boza sevmem ama bu kitaptan sonra sokaktan ne zaman bozacı geçse kulak kabartırım. Diğer Orhan Pamuk kitaplarına nazaran daha halktan figürleri ve yalın cumhuriyet dönemi günlük hayatını içerir. Okurken dingin bir mutluluk verir.