Kendi idealimize, kendi planlarımıza, kendi hayallerimize, kendi kararlarınızı uygun olmayan ortamlara devamlı girip çıkar ve kendimize "Yapma,yapma, yapma,yapma..dersek, irademizi ziyan ederiz,sonra da yapmamız gerekenleri yapamaz hale geliriz."
Zaten her zaman böyledir. İyiliğe yönelen de kötülüğe yönelen de onun için gerekçeler bulur. Bütün mesele ilk yöneliştir. Hayat her zaman girdiğimiz yolun doğruluğu için sebepler üretmemize yardım eder.
ANLAŞILABİLME umudunu tüketen insanlar, dünyayla ilişkilerini beğenilme üzerine kurma eğiliminde oluyorlar, kurtulması güç bir tuzağa düştüklerini fark edemeden. Çünkü, beğenilmeyi merkez alan bir dünya, insanın kendi içinde giderek daha sıkı kilitlenmesine ve çıkışı bulunamayan bir yalnızlığa gömülmesine neden olabilir. Dolayısıyla, kendini var hissedebilmenin tek yolu da beğenilmenin sürekliliğini sağlamaya yönelik bir hayat tarzı. Beğenilme öylesi bir iptila ki bu ihtiyaç karşılanamadığında yaşanabilecek bozgundan kaçınmak için sergilenmekte olan performansın aralıksız sürdürülmesi zorunlu hale gelir. Bunun sonucu olarak, hayatını beğenilme üzerine kuran insanların derininde, çoğu zaman dışarıdan fark edilemeyecek kadar iyi maskelenmiş bir depresyon yaşanır.