Kapitalist demokrasi zihniyetinde sözü geçen kriteri öneren, geçerli kılan fikrî gerekçe, düşünce temeli, yani fikriyat nedir?
Çünkü bu düşünce toplumsal kargaşanın ve kapitalist demokrasinin insanın mutluluğu ve haysiyeti konusundaki başarısızlığının gerçek temelidir. Eğer bu düşünce konusunda doğru bir hükme varabilirsek sosyal refah ve toplumun hukuku ve özgürlüğü konusunda kesin çizgileri belirleyebiliriz.
Şimdi, bu düşünceyi arayalım:
Bu düşünce, batı’nın despot kapitalizm binasının kaynaklandığı "hayatın sınırlı maddeci yorumunda" tespit edilebilir. Bir toplum düşününüz ki bireyleri, koskoca hayattan yalnız kişisel maddi hayat alanına ve bu hayatın verimlendirilmesi konusunda sınırsız tasarruf özgürlüğüne inanırlarsa, artık bu hayattan, maddi hazlardan başka bir gaye elde etmek mümkün olur mu?
Ve bir de bu maddeci inanç insan tabiatının özü olan ‘özsevi’ye eklenirse... O zaman tabii olarak, yol kapitalistler yolu, üslûp ancak hiçbir gücün sınırlayamayacağı, özgürlüklerini kısıtlayamayacağı üslûp olacaktır.
Özseviden daha genel ve daha temel bir özellik tanımıyoruz. Tüm hassalar özsevinin dalları, şubeleridir. Hayatı idame özelliği de, onun bir şubesidir. Zira insan kendisini sever. Yani insan hazzı ve saadeti kendisi için sever, elem ve mutsuzluğu yine kendi açısından reddeder. Özsevi, insanı, geçimini kazanmaya, maddi gıdasal ihtiyaçlarını tatmine sevkeder. Öyle ki hayatı katlanılmaz hale getiren acılar ölüm acısını aştığında özsevi, insanı, hayatına son vermeye mecbur eder.
Demek oluyor ki, insanî hayatın temelinde gizlenen ve onu yönlendiren en tabiî ‘gerçek’ özsevidir. Biz özseviyi "hazları sevme ve acıları reddetme" olarak tanımlıyoruz:
İnsanın acı veren bir şeye başkaları için katlanması eğer onda kendisi için bir haz söz konusu değilse imkânsızdır.