Ali Bey, varlıklı bir ailenin özel eğitim-öğretimle yetiştirilmiş, yirmi bir-yirmi iki yaşlarında evin tek çocuğudur. Gösterişten, çok para harcamaktan hoşlanan, ince, kibar ama çok toy bir gençtir. Babasının ölümünü bir türlü kabullenemez ve kendini melankoliye kaptırır. Annesi, oğlunun içine kapanık biri olmaması için onu Çamlıca gezintilerine götürür.
Bir gün Çamlıca gezintisinde Mahpeyker adında bir kadını görür ve ona aşık olur. Oysa bu kadın erkeklerle dost hayatı yaşayan, zeki, erkeklere her istediğini yaptırabilen, kötü bir kadındır. Ali Bey de Mahpeyker ile dost hayatı yaşamaya başlar. Ali Bey’i Mahpeyker’den koparmak isteyen annesi eve “Dilaşup” adında güzel, iyi yürekli, genç bir cariye alır; amacı Ali Bey’in Mahpeyker’den kopup Dilaşup’a aşık olmasını sağlamaktır. Ancak Ali Bey’in gözünü Mahpeyker aşkı kör ettiği için Ali Bey Dilaşup’la ilgilenmez. Annesiyle tartışıp Mahpeyker’le yaşamak üzere onun evine gider. Ne var ki Mahpeyker Suriyeli aşığı Abdullah Efendi ile buluşmaya gittiği için eve sabaha karşı gelir. Ali Bey onunla tartışıp yıkılmış halde evine geri döner. Bu durumdayken onu Dilaşup teselli eder, bu esnada onun güzelliğini ve iyi yürekliliğini fark eden Ali Bey Dilaşup ile evlenir. Bunu içine sindiremeyen Mahpeyker Dilaşup’a iftira atıp Ali Bey’den ayırmayı, tekrar onu elde etmeyi planlar ve bu planı uygular.
İftirayı duyan Ali Bey bu iftiralara hemen inanır bu yüzden Dilaşup’u döver, sonra da esir tüccarına satar; fakat Mahpeyker’e dönmez. Dilaşup’u tüccardan Mahpeyker satın alır.
Ali Bey’i elde edemeyen Mahpeyker’in kini azdıkça azmaktadır. Sonunda Ali Bey’i öldürmeyi planlar. Eski aşığı Abdullah Efendi’yi cilveleriyle ve zekasıyla planında yardımcı olmasına ikna eder. Bütün bu olanlara üzülen Ali Bey hastalanıp yatağa düşer ama annesi daha