saat yaklaşık 4.30 ve Yaşar Kemal'in Yılanı öldürseler kitabını yeni bitirdim ve kitapta Hasan'ın ''aile onuru'' yüzünden 9yaşında işlediği cinayeti konu alıyor.
toplumumuzda baskılar ve tabular, meta fetişizmi ile sık sık karşılaşıyoruz.baskı dediğimiz şey çeşitli bağlamlara göre şekillenebilen bir kavramdır.
evde aile baskısı mahallede mahalle baskısı insanlar verdikleri kararlarda yaşadıkları olaylarda sık sık yersiz eleştiriler ve ayıplanmalar ile karşılanmışlardır.
Ne yazık ki toplumumuzda hala devam ediyor. insanlar gerek ellerinde olmayan sebeplerden cinsel yönelimlerinden giydiklerinden düşüncelerinden yargılanıp baskıya maruz bırakılıyorlar. Geçmişten günümüze kadar gelen meta fetişizmi ve insanların yıkamadıkları tabular çeşitli batıl inançlar
toplumların kendilerine belli kavramlar ve kurallar oluşturmasını sağlıyor. bu kurallar (yazılı olmayan hukuk kuralları diye geçer.) TÖRE adını alır
bu belli kavramları BEKARET,ONUR,NAMUS gibi örneklendirebilirim.
namus ile bekaret kavramı arasında insanlar sık sık bağ kurarlar fakat ben namusun iki bacak arasında olmadığını onurun kişinin inandığı teolojik inançlarda değil kişilikte
aranması taraftarıyım. Ve ayrıca bu değerlerin bölgeden bölgeye değişiklik gösterdiğini gözlemlemek de mümkün.
Geçmişe bakacak olursak (Aynı durum hala günümüzde de devam etmektedir.) töre yüzünden yapılan cinayetler, kan davaları, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesi,
bekaretini kaybeden kadının veya çocuk sahibi olmayan kadınların insandan sayılmadığını gözlemleyebiliriz.
Grup yorumun sevdiğim bir şarkısında ''sevdaya yasak koyanın dünyada yeri olmaz'' diyordu. İnsanlar sevdayı,aşkı,sevgiyi kısaca hisleri
sınıflandırıyor. sevginin/hislerin cinsiyeti,yaşı olmaz olmamalıdır insan hislerini sınıflandırma,niteleme ihtiyacına düştüğü