"Eğer sis olmasaydı körfezin karşısında senin evini görebilirdik," dedi Gatsby. "Rıhtımınızın bittiği yerde bütün gece yeşil bir ışık yanıyor hep."
Daisy ansızın onun koluna girdi, ama onun kafası az önce söylemiş olduğu şeye dalmış görünüyordu. Belki de, o ışığın muazzam öneminin artık sonsuza değin ortadan kalktığı gelmişti aklına. Kendisini Daisy'den ayıran büyük mesafeyle kıyaslandığında o ışık neredeyse Daisy'ye dokunuyormuşçasına yakındı ona. Bir yıldızın aya yakın olduğu kadar yakın gözükmüştü. Şimdi ise yine bir rıhtımdaki yeşil ışıktı. Büyülü nesnelerinin sayısı bir eksilmişti
Yoksa, birkaç gün sonraya mı ertelemeyi yeğliyorsun?" diye sordum.
"Yok, onunla ilgili değil. En azından..." Birkaç kez lafa başlamaya yeltendiyse de beceremedi. "Yani, düşündüm ki; yani, baksana dostum, sen pek para kazanmıyorsun, değil mi?"
"Çok sayılmaz."
Bu onu rahatlatmıştı anlaşılan ve sözlerini daha bir güvenle sürdürdü.
"Ben de öyle düşünüyordum, kusura bakmazsan; bak, ek olarak yaptığım bir iş var, bir tür yan iş, anlarsın ya. Ve düşündüm ki madem fazla kazanmıyorsun - sen hisse senedi satıyorsun, değil mi, dostum?"
"Satmaya çalışıyorum."
"Yani, bu senin ilgini çekebilir. Fazla zamanını almaz ve iyi de para kaldırırsın. Yalnız oldukça gizli türden bir iş bu"
Başka koşullar altında, o sohbetin yaşamımın dönüm noktalarından birisi olabileceğini şimdi kavrıyorum. Ama teklif açıkça ve patavatsızca, bir hizmeti yerine getirmemin karşılığı olarak yapıldığından, oracıkta noktayı koymaktan başka seçeneğim yoktu.
"Elimde çok iş var," dedim. "Müteşekkir kalırdım, ama daha fazla iş üstlenemem.