Kendisiyle konuşma fırsatı yakaladığım ve çok etkilendiğim yazarımızla Ayşe Arman röportajı sayesinde tanışmıştım. Ardından Katarsis programında izleyince kendisine olan merakım fazlasıyla artmıştı. Gölcük depreminde 3 gün enkaz altında kalmış , kurtarıldıktan sonra her iki bacağı ampute edilmiş ama acıya boğun eğmeyi tercih etmeyerek gerçekten sınırları zorlayıcı mücadeleler vermiştir . Göçük altından suyun diplerine uzanan azim ve mücadele öyküsü içeren , aynı zamanda varoluşu sorgulayan nitelikli bir kitap yazmış ...Bu güzel yüreğe sahip yazarımızın kitabını okumanızı tavsiye ederim️
Elimde kitap kalmayınca ismine istinaden arkadaşımdan alıp okuduğum kitap. Günümüz yazarlarının klasik tarzı geldi bana. Sanki denemelerinin arasına bir roman sıkıştırayım demiş.Sayfalar arasında kopukluklar var maalesef. Yeni nesil yazarların bu buran buram melankolik hallerini de aklım almıyor doğrusu. 20 yaşında okusam belki güzel gelebilirdi ...
Ne zaman okumaya başladım, nasıl bitti anladım. 12 güzel öykü Selahattin Demirtaş'ın dilinden inci inci, acı acı dökülmüş. Çok güzel bir dille, akıcı bir şekilde yazılmış bir kitap var karşımızda. Yaşadığımız toprakların ve coğrafyanın kaderini içinizde hissediyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde bende kalan hisler karmakarışık. İkinci kitabı çıksın ve yine okuyayım istiyorum.
Foma Fobiç adlı uşaklık döneminde oldukça hor görülmüş ve ezilmiş bir karekterin kendisine türlü sebeplerle fırsat verilmesi sonucu değişimi ve bu değişimle beraber,başka insanları aşağılamaya başlar hali sıkı sık göze çarpıyor romanımızda( çocuklukta şiddetle büyüyen bir çok kişinin şiddet uygulaması gibi)gerçekten o köyde olup Foma'nın yaptıklarına tepkisiz kalan ve her defasında kendisinde suçluluk duygusu yaratan Dayımıza ne demeli onu bilmiyorum. Kitabı okurken hani Banker Bilo filminde geçen bir anektod vardır ya; yaptım ama bi sor niye yaptım diye,hah işte Foma'nın yaşanılan her olaydan sonra ki kendini haklı çıkarma halini tam olarak buna benzettim. İçim daraldı Foma'nın varlığından, kahrol Foma:)))
HAT'ın okuduğum ikinci kitabı bu, ilk okuduğum Bin Hüzünlü haz kitabıydı ve çok etkilenmiştim. Yazarın yazım dilimi ve betimlemeleriyle oluşan, efsunlu sözcüklerin beni alıp götürdüğü bir kitaptı. Kütüphanede diğer kitaplarını incelerken karşılaştığım bu kitap, yazarla yapılan söyleşilerin derlemesi. Yazarı daha iyi tanımak adına başladım kitaba . Her söyleşisinde aslında öykücülüğü- şiire bakış açısını ve romanlarını nasıl yazdığını, romanları arasındaki bağlantılı görüyoruz. Gözlemlediğim şeylerden biri HAT'ın bu konuda fazla titiz oluşu ve bilinmezlik hali. Aslında keşke tüm kitaplarını okuyup bu kitaba öyle başlasaydım diye düşümdüm. Şimdi okuyacağım diğer kitaplarında bir çok şeyi önceden bilmiş oldum çünkü, o yüzden okurlara tavsiyem diğer kitaplarını okuduktan sonra bu kitabı okumalarıdır.