Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha Da Yalnız

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.484
Gösterim
Adı:
Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha Da Yalnız
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051851655
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınevi
Baskılar:
Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha Da Yalnız
Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha Da Yalnız
Hasan Ali Toptaş’ın söyleşileri, genişletilmiş, yeni baskısıyla okurla buluşuyor.

HAT edebiyatını neredeyse bütün yönleriyle kapsayan bu söyleşiler, edebiyat ve yazarlık üzerine düşünen okurların şimdiden başucu kitabı oldu.
Binbir Gece Masalları’ndan kutsal kitaplara, sözlü kültürden modern edebiyata, Borges’ten Neşet Ertaş’a; Hasan Ali Toptaş’ın edebiyat ve kültür evreni bütün içtenliği ve derinliğiyle önümüze seriliyor.

Toptaş bu kitabıyla, Cioran’ın özlediği, “bir virgül uğruna ölünen” zamanlar için geleceğe sesleniyor...


“Bana göre, yazmak, her türlü iktidarın etkisi dışında yapılan, çok özel bir şeydir. İktidar devlet olabilir, iktidar okurun eğilimi, eleştirmenin bakışı, editörün anlayışı olabilir. Yazar kalemi eline alıp eğildiğinde kağıdın yüzüne kendi gölgesiyle birlikte bunlardan birinin gölgesi de düşüyorsa, bana göre yazılacak olan metin daha baştan zedelenmiştir.”
“Yeryüzüne susmaya gelenler sınıfındanım diyen bir insanın, hakikaten, bu kadar konuşmaması gerekirdi…Geri kalan ömrümü susarak geçirecek kadar çok konuştuğum için, doğrusu, şimdi mahcubiyet duyuyorum.” Ah ah! Gerçekten de ne çok konuşmuşsun Hasanım Ali! Şimdi seni sevip okuyan da sırlarını bilecek, şişiriliyor deyip okuyan da.

Hasan Ali Toptaş’ın en son okunması gereken kitabını, okuyacak 4 kitabı kaldı bir şey olmaz diyerekten okumuş bulundum. Sonuç olarak okumadığım kitaplarından ne spoilerler ne tatkaçıranlar yedim bir bilseniz. Umutlarım heba, hayallerim kayıp, efkârım da yalnızlıklar gibi bir şey oldu. Neden en son okunması gerekiyor derseniz kitabın yapısı Hasan Ali Toptaş’ın çok ince hesaplayarak kitaplarına gömdüğü bazı şeylerin tadını kaçırmaya çok müsait. Kitap Hasan Ali Toptaş’ın kendi, kitapları ve farklı konular hakkında yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Üzerinde en çok durulan kitaplar Uykuların Doğusu, Heba, Bin Hüzünlü Haz, Yalnızlıklar ve Kayıp Hayaller Kitabı. Ben henüz Heba, Kayıp Hayaller Kitabı ve Yalnızlıklar kitaplarını okumamıştım ama bu kitabı okuyunca bir nevi okumuş kadar oldum. Aman siz siz olun en son okuyun.

Hasan Ali Toptaş’ın yazma serüvenine nasıl başladığını Harfler ve Notalar kitabının incelemesinde(#19374083) anlatmıştım. Şimdi de bu serüvenin nasıl devam ettiğini anlatmak istiyorum. Bunu yaparken kitabın 212 ve 213. sayfasındaki söyleşiye bağlı kalacağım. Temmuz 2006’da Hasan Ali Toptaş Remzi Kitap’ta Esra Karaduman Okay ile bir söyleşi yapıyor. Esra Karaduman önce yazmaya nasıl başladığını soruyor sonra “nasıl devam etti serüven?” diye soruyor. Toptaş: “Öyküler yazmaya başladım…1975’te, liseyi yeni bitirmiştim; ilk öyküm, yerel bir gazetede çıktı.” Toptaş o dönemlerde büyük bir Bekir Yıldız hayranı. Bu hayranlığın sonucu farkında olmadan ona öykünmeye başlıyor. Edebiyat dergileri bu öyküleri doğal olarak geri çeviriyor. Sonra yeniden öyküleri yayımlanmaya başlıyor. 1987’de bu öyküler Bir Gülüşün Kimliği olarak kitaplaşıyor. Ama kendi parasıyla bastırıyor kitabı. Ve ikinci kitabını da kendi bastırıyor. “Sonra küstüm. “iki kitabı kendi paramla bastırdım, üçüncüyü de mi kendi paramla bastıracağım?” dedim.” Toptaş maliyede memur o dönemler. Maddi sıkıntılar ve anlaşılmama duygusu yüzünden hayatına bir okur olarak devam etme kararı alıyor. Yalnızlıklar kitabı bu dönemlerde kâğıda dökülüyor. Ve yıl 1993. “1993… eğer edebiyat tanrısı diye bir şey varsa o bir yerlerden benim küstüğümü, artık kendi paramla kitap yayımlayamayacağımı, hayatımı bir okur olarak sürdürme kararı aldığımı duydu ve bana müthiş jestler yaptı.” O yıl Sonsuzluğa Nokta kitabı ödül alıyor ve basılıyor. Ardından Ölü Zaman Gezginleri Çankaya Belediyesi Yayınları tarafından basılıyor, tabii yine ödül almış bir şekilde. Yalnızlıklar dosyasını arkadaşı merak ettiği için ona gönderiyor ve arkadaşı sürpriz bir şekilde o kitabını bastırıp getiriyor. “94’de Gölgesizler bitti, Yunus Nadi Roman Ödülü aldı. 96’da Kayıp Hayaller Kitabı, 99’da Bin Hüzünlü Haz çıktı ve Cevdet Kudret Edebiyat ödülü aldı. Ve böylece devam etti.” 2005’te Uykuların Doğusu, 2007’de Harfler ve Notalar, 2013’te Heba, 2014’te bu kitap ve geçtiğimiz senede Kuşlar Yasına Gider kitapları yayımlandı. Bakalım bundan sonra bu serüven nasıl devam edecek.

Kitapta her 20-30 sayfada bir zikredilen sorular, konular, kelimeler var. İşte bunlardan birkaçı:

-Yalnızlıklar kitabının şiire çok benzeyen bir yapısı var. Doğal olarak şiir olarak görülüyor. Ama şiir değil. Söyleşilerde genelde kitabın tam olarak ne olduğu ve Hasan Ali Toptaş şair midir, diye soruluyor. Toptaş da genellikle Yalnızlıklar’a olsa olsa şiirsel metin diyebilirim, şairlik meselesine gelince de ben şair değilim ama iyi bir şiir okuyucusuyum, diye cevaplıyor.

-Toptaş yazı hayatına öyküyle başlıyor. Romana geçince bir daha bırakmak istemiyor ve öykü yazmayı kesiyor. Söyleşilerde en çok sorulan sorulardan biri de “Hasan Ali Toptaş yeniden öykü yazar mı?” Toptaş net bir ifadeyle kalan tüm enerjisini roman sanatına harcayacağını belirtiyor. Hatta ilerde kendi hayatından bir ayı romanlaştırmayı da istediğini ekliyor.

-Toptaş’ın romanları dil kullanımı açısından oldukça geniş kapsamlı çalışmalar içeriyor. Dili kitaplarda beste yapar gibi kullandığını üstüne basa basa söylüyor. Bir metni oluşturmada dilin önemi, kendi kitaplarındaki dilin kullanılış biçimleri, teknolojinin getirdiği hızla beraber dilin de hızlandığı gibi konular hakkında güzel sohbetler var kitapta.

-Kitapta en çok karşılaşacağınız kelime bilmiyorum kelimesi. Toptaş çok mütevazı bir kişilik gerçekten. Sorulan her soruya genelde içinde bilmiyorum geçen bir cümleyle başlıyor. Bilmediğinden değil tabii ki de. İnsanlar bazen, Toptaş bunu dedikçe bu kadar mütevazı olmayın gerçek sanırlar diye karşılık veriyorlarmış. Devrin geldiği şu yerde mütevazılık bile işe yaramıyor. Kendisinin konuyla alakalı şunları söylediğini hatırlamakta fayda var: “Her zaman için sezmek bilmekten iyidir”, “Herkesin her şeyi bildiği bir dünyada bilmiyorum demek hoşuma gidiyor.”

Bu kitapta Hasan Ali Toptaş, eserleri, eserlerini yazma süreçleri, yazarken neyin önemli olduğu, dilin önemi hakkında bahsedecek o kadar çok şey var ki. Bahsetmek için resmen can atıyorum ama henüz okumayanlar için bu kadarı haksızlıkken daha fazlası çok büyük bir haksızlık olur. Onun yerine şöyle cümlelerle kendimi avutuyorum: “İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez” ya da “Konuşanların sırrı yoktur. Ve hepimiz konuşuruz” ya da Toptaş’ın kendi sözleriyle "Hiçbir şey anlatmamış olmayı çok isterdim. Her şeyi ancak o zaman anlatmış olurdum.” Hasan Ali Toptaş eserlerini bitirmeye iyice yaklaşıyorum. Bilmiyorum, belki gören olmuştur, zaman zaman bir iki ay sonra Hasan Ali Toptaş’ın okuduğu, sevdiği yazar ve kitapları, (kendi kitaplarını da) kapsayan bir etkinlik yapmayı düşünüyorum diye konuşuyorum. 30’a yakın kitap ve yazar var bu kapsamda. Tabii hepsini okumam bir anda çok zor ama son dönemlerde okuduğum kitapların çoğu bunun içindi. Ve hala da okuyorum bu doğrultuda. Az bir süre sonra da duyuracağım inşallah. Bu inceleme de ilk aşaması olsun. Çok uzattım. Minnetle…
Evet, sayısız alıntı eklediğim - az daha kitabın pdf'sini atar gibi olduğum - röportajlarla yüklü güzel kitabı bitirdim.

Kitap, öncelikle, bir roman/öykü, sanatsal bir metin nasıl yazılır diye merak edenler için başucu kitabı olacak kadar bilgiyle yüklü. Bunda Hasan Ali Toptaş'ın her cümlesinin ayrı bir roman olacak kadar güzel olmasının da payı var. Her okuyan, Hasan Ali Toptaş'ın tılsımlı cümlelerinden kendine göre çıkarımlar yapabilecektir. Bir yazının nasıl yazılabileceği konusunda patikalar bulabilecek, yolunu çizmekte kullanabilecektir.

Röportajları içeriğine gelirsem bazı röportajlar sanat eseri gibi. Örneğin Latife Tekin'in yaptığı röportaj masal havasında yapılmış gibiydi. Latife Tekin bir şiir gibi sorular sorarken Toptaş da bir masal gibi cevaplar veriyordu. Bu röportajdan bir sonraki röportajda ise Toptaş'ın çok sıkıldığı kestirip attığı cümlelerden belli oluyordu. Şu iş bitse de veznedeki işime gitsem, gidip şu haciz işlerini halletsem, der gibiydi. Yani röportajların da bir kalitesi var. Soran kişi ustaysa cevapları vereni de masal gibi şiir gibi konuşturuyor.

Sevdiğim röportajlardan bazıları ise Emrah Serbes'in ve Yıldız Ecevit'in yaptığı röp.ler. Yıldız Ecevit gerçek bir akademisyen birikimiyle yerinde sorular soruyor. H. A. Toptaş'ı akademik açıdan tanımak için ideal bir röportaj.

Emrah Serbes'in röportajı da güzeldi. Ta ki "Doğduğunuz şehir Denizli garip bir yer. Adı Denizli, ama deniz yok." diyene dek.

Daha da uzatmayayım. H. A. Toptaş' ın yazı serüvenini ilmek ilmek öğrenmek için ideal bir kaynak. Hayranlık duyanların ellerinde bulunması, yazı işiyle uğraşanların da kesinlikle göz atması gereken bir deniz.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.356 Oy)19.119 beğeni43.559 okunma3.021 alıntı183.625 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.583 Oy)8.861 beğeni28.816 okunma850 alıntı140.179 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.757 Oy)13.467 beğeni34.670 okunma3.449 alıntı146.613 gösterim
  • İçimizdeki Şeytan
    8.6/10 (4.005 Oy)4.337 beğeni12.708 okunma2.387 alıntı70.498 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.317 Oy)9.283 beğeni25.744 okunma1.844 alıntı119.284 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.009 Oy)5.422 beğeni17.388 okunma1.008 alıntı60.401 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.440 Oy)3.938 beğeni13.022 okunma1.237 alıntı53.242 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.500 Oy)7.908 beğeni21.455 okunma4.030 alıntı129.945 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.368 Oy)3.471 beğeni10.558 okunma5.352 alıntı95.920 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.599 Oy)9.105 beğeni25.443 okunma1.572 alıntı127.251 gösterim
Aşık oldum. Röportajlarda ve söyleşilerde cevapları gösterişten uzak; tutumu oldukça canayakın. Yazma sürecinde neler yaşadığını olabildiğince ayrıntılı anlatmış. Tavsiye ederim.
Yazarın çeşitli tarihlerde yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Okuduğum kitaplarını bir çırpıda bitirmiştim. Bu kitapta aynı etkiyle bitti bende. Yok böyle bir derinlik.. HAT edebiyatını, kitaplarını nasıl yazdığını ve kurduğu dili oluştururken muzik yaparcasına ince eleyip sık dokuduğunu okuyorsunuz. Kitaplarını anlamak için mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Söyleşilerinde genelde aynı sorular ve aynı noktalar üzerinde durulmuş. Dönüp dönüp aynı şeyi okuduğunuzu düşündürüyor insana. Ama yazarı ne kadar tutarlı ve ilkeli bir insan olduğunu görebiliyorsunuz. Hasan Ali TOPTAŞ.. bence bu dünyadan değil o kelimelerin dünyasından!
Kitap bitti ve incelemeye başlayabilirim. Bu kitap sayesinde Hasanım Aliyi tanımış oldum, öncelikle kitapları yazarken çok hassasmış bazı metinleri tekrar ve tekrar yazarmış. Kitabı okuyunca yazarın diğer kitaplarını daha özenle okumaya karar verdim. Hasanım Aliyi tanımak için güzel bir pencere açan bir şöyleşi kitabıydı kısaca...
Hasan Ali Toptaş'ın daha önce yayınlanmış söyleşilerinin toplandığı bir kitap, bi solukta okudum diyebileceğim bir eser. Daha önce "Kuşlar Yasına Gider" kitabını okudum yazarın ve Türkçe'yi kullanmasını ve samimi olmasını çok sevmiştim. Bu kitabı da okuduktan sonra anladım ki HAT, hep aynı, hep samimi,hep doğal. Bunu sorulara verdiği cevaplardan da anlayabiliyoruz. Diğer kitaplarını okumadan söyleşilerini okumanın hem olumlu hem olumsuz yönü var bana göre. Olumlu yönü, diğer kitaplarını daha bir merakla okuyacağım mesela, HAT'ı tanıyarak,hakkında fikir sahibi olarak kitaplarını okumak ayrı bir deneyim olacak. Olumsuz yanı ise kitaplarla ilgili verdiği örnekleri bilmemem söylediklerini anlamlandırmada zorluk çıkardı biraz. Ancak şunu söyleyebilirim, Türkçe'yi güzel kullanmış bir yazar tanımak, masalsı bir anlatım okumak, Hasan Ali Toptaş'ı biraz olsun tanımak isterseniz önce bu söyleşilere bir göz atın, sonra da kitaplarını okuyun derim Keyifli okumalar
Daha önceki okuduğum kitaplarından değerlendirme yaparken, Toptaş'ı tanımak için #harflervenotalar kitabını başlangıç yapmak gerek demiştim. Şimdi bu sözümden vazgeçmiş oldum. Bence ilk bu kitabı sonra ise Harfler ve Notalar'ı okuyup, öyle devam etmek gerek diyorum.
.
.
HAT edebiyatını neredeyse bütün yönleri ile kapsayan bu söyleşiler, edebiyat ve yazarlık üzerine düşünen okurların başucu kitabı.
.
.
Bu kitabı okuyunca Toptaş'ı daha da yakından tanıdım. Hem kitaplarını nasıl yazdığı hakkında söyleşiler mevcut hem de yazarlık serüvenin nasıl başladığı ile ilgili söyleşiler var.
.
.
Bilindiği üzere kitaplarında işlediği temalar 'yalnızlık' ağırlıklı. Yalnız olmayı seviyor. "2 ay evden çıkmadığım oluyor" diyor. Kalabalıktan kaçıyor aslında. Çok çekingen utangaç bir yapısı varmış. Aslında bunu imza gününde anlamıştım. Yazarda kendimi buldum adeta.
Benim gibi Hasan Ali Toptaş'ı daha yakından tanımak ve romanlarına başka anlamlar katmak istiyorsanız mutlaka okunması gereken bir kitap.Söyleşilerinde verdiği cevaplar yazarın kişiliğini çözmemize yardımcı oluyor.
...herkesin her şeyi bildiği bir dünyada bilmiyorum demek hoşuma gidiyor.
Hasan Ali Toptaş
Sayfa 182 - İletişim Yayınları / Söyleşi: Sibel Oral, Milliyet Sanat, S. 649, Nisan 2013
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, tuş sesleriyle, internet ağlarıyla birlikte kelimelerden sesli harfler patır patır düşmeye başladı. Çağın hızı, dilin içinde de geziniyor. "Selam" yerine "slm" yazılıyor artık. Böylesi bir hız söz konusuyken, Türkçe metinlerde müziği ve kokuyu görüyor musun?
Hasan Ali Toptaş
Sayfa 31 - İletişim Yayınları / Söyleşi: Latife Tekin, Picus, Ocak 2006.
Yazmak bence bir yalnızlıktan bir yalnızlığa yolculuk. Okuru hesaba katsan da böyle bu, katmasan da. Başka bir deyişle bir öyküye, bir şiire, bir bir romana başlarken yalnızsın; bitirdiğinde daha da yalnız.
Hasan Ali Toptaş
Sayfa 17 - İletişim Yayınları/ Söyleşi: Şükrü Erbaş, Adam Öykü S. 37. Kasım-Aralık 2001
Dünya çocuklarla delilerin, başka bir deyişle ne yaptığını bilmeyenlerin yüzü suyu hürmetine dönüyor bence. Onlar olmasa, aklın rüzgârı dünyayı döndürmeye yetmez.
Hasan Ali Toptaş
Sayfa 243 - İletişim Yayınları / Söyleşi: Burcu Aktaş, Radikal Kitap, 5 Mayıs 2013

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha Da Yalnız
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051851655
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınevi
Baskılar:
Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha Da Yalnız
Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha Da Yalnız
Hasan Ali Toptaş’ın söyleşileri, genişletilmiş, yeni baskısıyla okurla buluşuyor.

HAT edebiyatını neredeyse bütün yönleriyle kapsayan bu söyleşiler, edebiyat ve yazarlık üzerine düşünen okurların şimdiden başucu kitabı oldu.
Binbir Gece Masalları’ndan kutsal kitaplara, sözlü kültürden modern edebiyata, Borges’ten Neşet Ertaş’a; Hasan Ali Toptaş’ın edebiyat ve kültür evreni bütün içtenliği ve derinliğiyle önümüze seriliyor.

Toptaş bu kitabıyla, Cioran’ın özlediği, “bir virgül uğruna ölünen” zamanlar için geleceğe sesleniyor...


“Bana göre, yazmak, her türlü iktidarın etkisi dışında yapılan, çok özel bir şeydir. İktidar devlet olabilir, iktidar okurun eğilimi, eleştirmenin bakışı, editörün anlayışı olabilir. Yazar kalemi eline alıp eğildiğinde kağıdın yüzüne kendi gölgesiyle birlikte bunlardan birinin gölgesi de düşüyorsa, bana göre yazılacak olan metin daha baştan zedelenmiştir.”

Kitabı okuyanlar 69 okur

  • Alper Kanık

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0