Bu kitap da Seray Şahiner’in bildik üslubu ile yazılmış…Yine kadın merkezli bir hikaye…Yazdıkları hepimizin bildiği yaşanmışlıklar aslında. Bir yakınımızda, akrabamızda, komşumuzda, televizyonun en çok izlenen programlarında sürekli gördüğümüz, duyduğumuz hikayelerden…Kadının aşkını da, aile ilişkileri de, iş yaşantısı da zor hikayelerdir hep zaten, hele bir de yoksulluk varsa, cehalet varsa…
Bu defa baş karakterimiz Leyla. Çocuk yaşta, eve para getirsin diye tekstil atölyesine işe verilen Leyla’nın hikayesi.
Leyla’nın başına gelenlere gülmek, bu defa mümkün değil ; her şey çok acı. Yaşananları okuyunca İnsanlığınızdan utanç duyuyorsunuz ancak…
Kitap şu cümleyle başlıyor:
“İstanbul’un Fatih ilçesinde yaşayan Leyla Taşçı cinnet geçirerek kızıyla birlikte balkondan atladı. Otopsi raporunda genç kadının üç aylık hamile olduğu belirlendi. Komşuları Leyla Taşçı ve eşinin sık sık kavga ettiğini belirtirken. Leyla Taşçı’nın eşi Remzi Taşçı hakkında soruşturma başlatıldı”
Ve çok duyduğumuz, gördüğümüz, görmez, duymaz gibi davrandığımız bildik bir yaşam hikayesi aslında. Ama yaşanan her şey çok bildik olduğu kadar, çok da acı…
Ben seni koruyamıyorum Ayşe diyor kızına,
“Ben seni koruyamıyorum. Sen beni babandan nasıl korumuştun hatırlıyor musun? Şimdi de ikimiz, kardeşini koruyacağız. Birbirimize sarılıp balkondan atlatacağız. Başka bir babaya; Allah babaya gideceğiz. Herkese iyi davranan bir baba var Allah Baba. O üçünüzün de saçını okşar” diyerek, tüm geçmişin yüküyle atlıyorlar kurtuluşa…
Kitap iki sonlu yazılmış. 1.Son hüzün. 2. Son da Ülker abla ve Ülker Ablanın üslubu. olay kurgusu daha eğlenceli hale geliyor. Hiç olmazsa, acı
ara ara bal oluyor…