Emre

Emre
@EmreAnka
Meraklı,öğrenmeye aç.Şiir,film,kitap,spor,sanat severim. Maymun iştahlı her şeyi tüketmek isteyen birisi.

Emre

, bir kitabı okumaya başladı
Seneca
7.8/10 · 386 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Emre

, bir kitap okudu
Puan vermedi·90 syf.·
85 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:52
·
2026 10. kitabı
Arthur Schopenhauer
8.7/10 · 98 okunma
Puan vermedi·93 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:08
Yaşar Kemal’in Hüyükteki Nar Ağacı romanı, ilk bakışta iş arayan birkaç köylünün hikâyesi gibi görünür. Ancak aslında insanın değişen dünya karşısındaki çaresizliğini, eski hayatın yavaş yavaş yok oluşunu ve modernleşmenin bedelini anlatan oldukça hüzünlü bir eserdir. Romanda Çukurova’da yıllardır ırgatlık yaparak yaşayan beş arkadaşın hikâyesini okuruz. Traktörlerin ve makinelerin yaygınlaşmasıyla birlikte insanların emeğine duyulan ihtiyaç azalmıştır. Daha önce yüzlerce kişinin yaptığı işi artık birkaç makine yapmaktadır. Bu yüzden kahramanlar köy köy, çiftlik çiftlik dolaşarak iş ararlar. Fakat gittikleri her yerde aynı gerçekle karşılaşırlar: Dünya değişmiştir ve onlar bu yeni dünyada kendilerine yer bulmakta zorlanmaktadır. Yolculuk ilerledikçe mesele sadece iş bulmak olmaktan çıkar. Kahramanlar aslında farkında olmadan kaybettikleri dünyayı aramaktadırlar. Eskiden insanların birbirine daha yakın olduğu, emeğin değer gördüğü, toprağın ve insanın daha farklı anlamlar taşıdığı bir düzen artık geride kalmıştır. Yaşar Kemal bu değişimi ne romantik bir nostaljiyle ne de kör bir ilerleme övgüsüyle anlatır. O, modernleşmenin getirdiği kazanımların yanında insandan neleri alıp götürdüğünü göstermeye çalışır. Traktör tarlayı daha hızlı sürmektedir ama bir insanın ekmeğini de elinden almaktadır. Verim artmaktadır fakat insanların birbirine olan bağı zayıflamaktadır. Roman boyunca kahramanlar umutla yollarına devam ederler. Belki bir yerde iş vardır, belki bir kapı açılır diye düşünürler. Ancak her yeni durak onları biraz daha hayal kırıklığına uğratır. Bu yolculuk aslında dışarıya yapılan bir yolculuktan çok iç dünyaya yapılan bir yolculuğa dönüşür. İnsan, hayatını anlamlı kılan şeyleri kaybettiğinde ne yapar? Kendini nasıl tanımlar? Çalışamadığında, üretemediğinde ve
Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20186,2bin okunma
Puan vermedi·78 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:49
Sigmund Freud – Haz İlkesinin Ötesinde (Özet ve Analiz) Sigmund Freud’un Haz İlkesinin Ötesinde adlı eseri, psikanaliz kuramında önemli bir dönüm noktasıdır. Freud bu eserinde insan davranışlarının yalnızca haz elde etme ve acıdan kaçınma ilkesiyle açıklanamayacağını göstermeye çalışır. Kitabın başlangıcında Freud, insanların ve özellikle travma yaşamış bireylerin hoş olmayan deneyimleri tekrar tekrar yaşama eğiliminde olduklarını gözlemler. Rüyalarda, oyunlarda ve gündelik hayatta görülen bu tekrarlar, haz ilkesinin açıklamakta yetersiz kaldığı bir duruma işaret eder. Freud bu olguyu “tekrarlama zorlantısı” olarak adlandırır. Eserde libido kavramı da yeniden ele alınır. Freud, cinsel enerjinin yalnızca dış nesnelere yönelmediğini, kişinin kendi benliğine de yönelebileceğini savunur. Bu noktada “narsistik libido” kavramını geliştirir. Ancak Freud, bu görüşlerin henüz kesin bilimsel kanıtlarla desteklenmediğini, psikolojinin ve biyolojinin gelişimine bağlı olarak ileride daha sağlam temellere oturabileceğini ifade eder. Kitabın en dikkat çekici bölümü ise yaşam ve ölüm içgüdüleri hakkındaki tartışmalardır. Freud, canlıların yalnızca yaşamı sürdürmeye yönelik dürtülerle hareket etmediğini, aynı zamanda onları daha önceki, cansız bir duruma döndürmeye çalışan bir eğilimin de bulunduğunu ileri sürer. Bu düşünce daha sonra “ölüm dürtüsü” (Thanatos) olarak adlandırılmıştır. Buna karşılık yaşamı koruyan, üremeyi ve gelişmeyi sağlayan güçler ise yaşam içgüdülerini (Eros) oluşturur. Freud, bu görüşlerini desteklemek amacıyla dönemin biyolojik araştırmalarına da başvurur. Özellikle bazı tek hücreli canlıların potansiyel olarak ölümsüz olabileceğine dair çalışmalardan söz eder. Ancak aynı konuda yapılan başka araştırmaların farklı sonuçlara ulaşması, biyolojik verilerin
Haz İlkesinin ÖtesindeSigmund Freud · Tutku Yayınevi · 20141,240 okunma