Bu inceleme, okuyan için belki sıkıcı gelebilir. Ama parantez içinde söyle bir gerçekten bahsetmek isterim ki: dünyada yaşanmış ya da yaşanacak herhangi bir olayın tüm çıplaklığıyla bize sunulması söz konusu değildir. Sadece istenilen yüzü ve parçası bize sunduruluyor.
Yanıbaşımızda, Irak'ta, tam yirmi yıl önce sözde 'özgürleştirme harekatı' adı altında şeytan üçgeni diye sınıflandırılan ülkelerden olan Irak, çok feci bir işgal sürecinden geçmistir. Bu işgalin sonuçları hem kısa vadede hem de uzun vadede hissedildi ve hissedilmekte. Çok basit bir soru olarak 'özgürleştirme harekatı' gerçekten de Irak özgürleşti mi? Herkesin bildiği cevapla büyük bir 'HAYIR'.
İşgalden sonra işgal kuvvetlerinin/ koalisyon güçleri ( ABD, İngiltere, Avustralya, İspanya, Polonya, Yeni Zelanda) çekilmesi ile Saddam öncülüğünde Baas (Arap milliyetçiliği) rejimi çöktü ve Saddam yakalanarak ülke halkının bazı kesimlerince (Şiiler, Kürtler) alkışlar eşliğinde tüm dünyada FOX ve BBC gibi yayın İmparatorlukları tarafından canlı olarak dünyaya servis edildi. Ve Saddam gitti.
Ne oldu ve ne olacak idi? Bu soru tabanda hiç gündemde olmadı kargaşa esnasında. Aslında bir cümleyle özetlenebilir: günümüze kadar sürmüş bir istikrarsızlık ve devam edecek gibi duran istikrarsızlık. Kimse Irak'ın Saddam sonrası batı etkisinde kalarak istikrarlı bir yapısını ileri süremez. Irak denince akla gelen petrol bile Irak'ı kurtarmadı.
Irak işgali çok katmanlı planlanmış bir süreci ifade ediyor bir anlamda. Isıtılmaya bırakılmış bir su gibi adeta. İşgal nedenleri de basit dünya kamuoyunu meşgul edecek havada yutulur yemlerdi ve nefret kusturan suçlamalar idi. Bunlar; Irak'ın sahip olduğu Kitle İmha Silahları (Nükleer, Biyolojik), Afganistan uyruklu terör örgütlerinin Irak'ta yapılanma göstermesi falan fistan. Ama
Monte Cristo Kontu, gençken saf duygular içerisinde ve sevdiği kız ile evlenmenin eşiğinde olması ile çevresinde kendisine yönelik hasım tavırların farkında olmayan bir karakter. Etrafında dönen oyunların kurbanı bir karakter ve intikamı ise çok güzeldir. 115 sayfalık olması hikayeyi özetlemiş bir yapısı var bu basımın. Ama ciltli basımı olması çok güzel, ciltli basımında detaylarıyla işlendiğine şüphe yok. Fırsatım olursa cilti İş Bankası bünyesindeki yayınlarını okuyacağım.