Senden önce böyle içli bir sesim olduğunu bilmezdim. Senden önce böyle biri olduğumu da bilmezdim. Ayrılınca ne çok şey öğreniyor insan Heves Ali. Bir teki bile işine yaramasa da, ne çok bilgi gelip toplanıyor insanda. Ayrılığın ve ölümün bilgisi birbirine ne çok benziyor?
Unut, demişlerdi bana. Gelmeyecek bir daha. Boşuna bekliyorsun buralarda. Aldı hevesini gitti, demişlerdi. Okuma yazma bilmedim hiç. Harflerin kâğıda düşenin değil yüreğe inenine inandım hep. "Adında 'E' harfi olanlar kötü olamaz," demiştim o vakitler. Fakat onlar haklı çıktı. Sırtımı o narin "E" harfi gibi kamburlaştırıp gitti zaman. Küçük bir harfin içine sığınıp canım pahasına yolunu bekledim! Gelmedin. Çıkıp şehir şehir gezdim senden sonra. Hatırlamaya cesaret edemediğim yüzünü kime sorduysam tanımadı.
Yüzüne bakmadım. Gözlerim arkasına bastığın ayakkabılarında kaldı. Ayakkabıların sanki toprağa değil, kalbime bastı. Yüzüne kimbilir ne zaman sonra bakabildim. Konuşamadım. Bunca zaman nerede olduğunu, neden aramadığını, haber yollamadığını soramadım. Bazı aşklara soru sorulmazdı çünkü.