Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkese merhabalar...
Kitaba başlarken ki süreçle ortalardaki süreç biraz farklı. Şöyle ki: kitaba başlarken akıcılığın çok güzel sağlanabilmesine rağmen bazı bölümlerde farklı olayların anlatılmasıyla birlikte akıcılık biraz zarar görebiliyor. Şahsen ben okurken olaydan olaya atlaması beni akıcılığı yakalamam açısından biraz zorladı. Bazı karakterlerin Londra'dan Paris'e gelmesi, bazılarının da Paris'ten Londra'ya ya gitmesi ve karakter sayısının biraz fazlalığı gibi konular bazen zorlayabiliyor...
Niye iki şehrin onlarca hikâyesi, diye bir soru sorulacak olursa eğer. Çünkü işlenen konunun ele alındığı süreç Fransız ihtilali yıllarına denk gelmesiyle birlikte ortaya bir çok konunun, bir çok hikayenin çıkmasına sebep oluyor.
Kitapta; kimi zaman tutkulu aşklar, kimi zaman dostluklar, kimi zaman savaşlar, kimi zaman ölümler, kimi zaman duygusal olaylar, kimi zaman bağlılık, kimi zaman mutluluk....
Gibi onlarca konu işlenmektedir. İşte okurken insan kendini her an her yerde ve her an her duyguda bulabiliyor.
Bir kaç inceleme okurken daha çok Fransız ihtilalinin etkilerinin ve sonuçlarının incelendiğini gördüm. Kendi incelememde neyden bahsedeceğim beni biraz zorladı açıkçası. Çünkü hümanist bir bakışla genel bir değerlendirme mi yoksa kitapta daha çok ön planda olan bir durumu mu değerlendireyim diye ikilem arasında kaldım. Ben de dikkatimi çeken bir konu hakkında düşüncelerimi paylaşmayı seçtim. Belki daha farklı görüşler ortaya çıkararak kitabı okuyacak olan kişilere ve okuyanlara daha farklı bir şeyler ekleyebilirim.
Kitabı okuduktan sonra aklıma ilk gelen şey "ADALET" oldu. Çünkü adalet kavramının sadece bir kavramdan veya bir binadan veya bir kaç kişinin vereceği karardan ortaya çıkabileceğini söylemek biraz zor. Çünkü verilecek olan kararın uygulamaya koyulması