Peki, ne istiyoruz?" Sorunun cevabı kime sorduğunuza bağlıdır:Kimisi zengin olmak, bir başkası da iyi bir baba olmak ister. Soruyu ne zaman sorduğunuz da önemlidir.Akşam yedide cevap "akşam yemeği"; sabah yedide cevap "on dakika uyku daha" olabilir.Bazen insanlar ne istediklerini bile bilmiyorlar;bazı zamanlarda da birçok şey istiyorlar ve bu istedikleri şeyleri aynı anda elde edemiyorlar, çünkü bu şeyler birbiriyle çakışıyorlar.Çoğu kişi çikolatalı bir çörek gördüğünde onu yemek ister.Çoğu kişi de çikolatalı bir çörek gördüğünde onu yemek istemez.Neler oluyor yahu?
Alternatif olarak tutkulu aşk, daha dayanıklı bir şeye dönüştürülebilir.Dopaminin heyecanlandırdığı gibi yürek hoplatmayan dostane aşka dönüşebilir ama mutluluk verebilecek (oksitosin, vazopresin ve endorfin gibi ȘA nörotrans-miterlerine dayanan uzun vadeli bir mutluluk) gücü vardır.Bu durum, restoranlar, dükkânlar ve hatta şehirler gibi favori uğrak mekânlarımıza benzer.Bu mekânlara olan sevgimiz, tanıdık bir ortamdan, o ortamın gerçek ve fiziksel doğasından, aldığımız zevkten gelir.Tanıdık olanı ne olabileceği için sevmeyiz ne olduğu için severiz.Bu da uzun vadeli, tatmin edici bir ilişkinin tek sabit temelidir.Tek amacı gelecekteki ödülleri azami miktara çıkarmak olan nörotransmiter, dopamin, bizi aşka giden yollara düşürür.Arzularımızı azdırır, hayal gücümüzü aydınlatır ve bizi ışıl ışıl bir vaatle birlikte bir ilişkiye sokar.Ancak konu aşka gelince, dopamin sadece başlangıçta iyidir.Sonuca dopaminle gidilmemelidir, çünkü o, hiçbir zaman tatmin edilemez. Dopamin sadece "Daha" diyebilir.