Engin Nazlı

Engin Nazlı
@Engin5252
Karaları deniz yapar dağları rüzgar yapıp kalbine yelken açarım
Teknoloji bölümü
Tekirdağ /Çerkezköy
Ordu /ünye, 1 Temmuz 1992
57 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
şoför güneye doğru birkaç blok ilerledi ve Ponce De Leon Avenue'den sağa döndü. Jeff arka cebine uzandı ve birden bu yabancı pantolonun cebinde para olmayabileceğini fark etti ama eskimiş, kahverengi bir cüzdan buldu, ona ait değildi. En azından içinde para vardı - iki yirmilik, bir beşlik ve birkaç birlik - yani taksi ücreti konusunda endişelenmesine gerek yoktu. Cüzdanı geri verirken kime aitse, ona parasını geri verebilirdi tabii bu eski kıyafetlerle birlikte. Peki ya bunları nereden, kimden almıştı? Cüzdanın küçük bölmelerinden birini açıp bir cevap aradı. Bir Emory Üniversitesi Öğrenci Kimliği buldu, üzerinde Jeffrey L. Winston yazıyordu. Emory kütüphane kartı, yine onun ismine. Decatur'da bir kuru temizlemeciden alınmış bir fiş. Üzerinde bir kızın isminin - Cindy - ve telefon numarasının yazdığı katlanmış bir peçete. Ailesinin Orlando'daki eski evin önünde çekilmiş bir fotoğrafı; babasının hastalığı kötüye gitmeden önce yaşadıkları ev. Judy Gordon'ın gülerken ve kartopu fırlatırken çekilmiş renkli bir resmi; genç ve mutlu yüzü soğuktan korunmak için beyaz kürklü yakalarıyla çevrelenmiş. Ve bir de Jeffrey Lamar Winston adına Florida ehliyeti, 27 ġubat 1965'e dek geçerli. Jeff, Hyatt Regency'nin üst katındaki UFO şekilli Polaris barda iki kişilik bir masada tek başına oturup kırk beş dakikada etrafında bir tur attığı çıplak Atlanta siluetine baktı. Taksi Şöförü cahil değildi. Yetmiş katlı Peachtree Plaza henüz yoktu. Omni International kuleleri, Georgia Pacific Binası'nın gri betonarme kütlesi ve Equitable'ın devasa siyah binası da yerinde yoktu. şehir merkezinde en çok göze çarpan yer burasıydı ve görmeye alışkın olduğu türden avlu biçiminde bir lobisi vardı.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kafasını iki yana salladı ve karşısındaki manzaraya odaklandı. Yine, hangi yılda olduklarından emin olmak mümkün değildi; 1983'teki bir Terörizm ve Medya konulu Associated Press konferansından beri Atlanta'ya gelmemişti. Emory kampusuna ise en son... Tanrım, muhtemelen mezun olduktan bir iki yıl sonra gelmişti. Bu mağazaların aynı kaldıklarını ya da yerlerine gökdelen ya da alışveriş merkezi yapıldığını bilmesine imkan yoktu. Arabalar, onlar da başka meseleydi; birden fark etti ki, gözüne hiç Nissan ya da Toyota çarpmıyordu. Eski modellerden baĢka bir Şey yoktu, çoğu da büyük, bol benzin yakan Detroit yapımı arabalardı. Ve 'eski' derken, sadece altmıĢların başında çıkan modelleri kastetmiyordu. Ellili yıllardan kalma çok sayıda kıç tarafları kanatlı araba da vardı, fakat elbette 1988'de olduğu gibi 1963'te de sokakta altı-sekiz yaĢında arabalar görülebilirdi. Yine de kesin bir yargıya varamazdı; hatta yurt odasında Martin'le karşılaşmasının sıra dışı biçimde gerçekçi ve tam or- tasındayken uyanıverdiği bir rüyadan ibaret olabileceğine inanmaya başlamıştı. Şu anda kesinlikle uyanıktı, orası kesindi ve Atlanta'daydı. Belki de berbat hayatını unutmaya çalıştığı bir esnada kafasına esmiş ve nostalji yaşamak için gece yarısı ilk uçakla buraya gelmişti.
Sayfa 7·Kitabı okudu