"Tam bir rakam olmak, tam bir rakam... Ah, ne saadet Yarabbi!" diyordu. O bütün ömrünce bunun için çalışmış, hüviyeti üstünde hiçbir matematik ameliyesinin yapılmasına razı olmamıştı. Bununla beraber şimdi tam bir rakamın mevcudiyetinden de şüpheleniyordu. "Her rakam taksim edilebilir!" diyordu ve mademki kendisi "iki" idi. O halde onun da taksime razı olması lâzım gelirdi.
Bu yaşadığım hayat, o kadar benim değil ki herhangi bir saatimde birisi gelip de bana "Haydi kalk, sıran geldi, kendi kendin ol!" diye bağırsa sanki böyle bir şey mümkünmüş gibi inanıp koşacağım.
Ne garip odalardı bunlar... Hepsinin duvarlarında o, içeriye ayak atar atmaz cilâlanmış gümüş parıltısı birdenbire sanki bir beddua veya bir tılsımla bulanan büyük, geniş aynalar vardı. Birtakım insanlar, ömrünün macerasinda oynadıkları rolün hakiki yüzüyle bu aynalarda görünüyorlar, sonra tekrar kayboluyorlardı!